Ana Sayfa Kültür / Sanat KARAHİSÂR-I ŞARKÎ SANCAĞI VE ALUCRA

KARAHİSÂR-I ŞARKÎ SANCAĞI VE ALUCRA

1306 (1888) Tarihli Sivas Vilâyeti Sâlnâmesinde Karahisâr-ı şarkî Sancağı ve Alucra Kazâsı 1869 yılından itibaren bütün Osmanlı Vilâyetlerine ait olmak üzere neşredilen Sâlnâmelerde vilayetlerin kapsadıkları bölgelerin tarihleri, coğrafyaları, eski eserleri, ekonomik ve ticarî faaliyetleri, memur listeleri, nüfusları gibi değişik konularda bilgi edinmek mümkündür.

Giriş Tarihi: 13 Kasım 2009 Cuma 16:33
KARAHİSÂR-I ŞARKÎ SANCAĞI VE ALUCRA

1888 yılında Karahisar-ı şarkî sancağı mutasarrıfı Ahmed Râsih Efendi, nâib Hüseyin Hüsnü Efendi’dir. Alucra kazası kaymakamı Hacı Mehmed Şükrü Efendi, nâib ise Fahreddin Efendidir.

           

            Karahisar-ı şarkî sancağı

            Karahisar-ı şarkî’nin binâsına ve bânîsinin ismine dâir bir ma‘lûmât-ı târihiyye bulunamayıp şu kadar ki, kasabanın ittisâlinde nefs-i kasabadan 200 metre kadar mürtefi‘ bulunan kal‘anın hey’et ve sûret binâsına nazaran âsâr-ı kadîmeden idüğü derûnunda bazı duvarlardaki taşlarda görülen yazılardan anlaşılıyor. Kal‘a-i mezkûre derûnunda el’ân hâne ve câmi‘-i şerîf harâbeleri olduğu gibi mukaddemâ ekser halkın nefs-i kal‘ada ikamet eyledikleri ve sonraları bi’t-tecrîd şimdiki kasabanın mahalline bütün bütün nakl-i hâne ettikleri ve bundan 50-60 sene evveline gelinceye kadar kal‘ada ikamet edenler bulunduğu ve esasen bu kasaba şimdikinin bir sâat cânib-i şarkîsine kaim bulunan Çatalgöl civarında Altun Tepsi denilen mahalde idüğü rivâyât-ı sahîheden ve ol-vakit bunun “Kegonya” nâmıyla yad olunduğu dahi bazı vakfiyye-i ma‘mûlün-bihâdan müstebân olmuşdur. Öteden beri mezkûr kasaba “Şabınkarahisârı” nâmıyla mesmû‘ olub li-ecli’l-ihtisâr âhiren “Karahisâr-ı şarkî” unvanıyla yâd edilmişdir. Şâbın [Şebin] kelimesinin Karahisâr-ı şarkî’ye ilâve edilmesi iki sâat kurbunda birçok şâb ma‘denlerinin mevcûd olması “ve Karahisâr” tesmiyesi dahi kal‘a taşlarının bir nevi‘ siyah taşlardan ibâret bulunmasıdır. Mezkûr kal‘a ve tevâbi‘ esâsen Kemah kazâsında medfûn “Ak Koyun” pâdişahı nâmıyla ma‘rûf olan zât tarafından feth edilmiş ve âhiren yine Akkoyunlu pâdişahlarından Uzun Hasan’ın zamîme-i memâliki olarak Darab Bey nâmında bir muhâfızın taht-ı muhâfazasında bulunmakda iken sekiz yüz altmış [sekiz yüz yetmiş sekiz-1473] târihinde Hâkan-ı zafer iktirân cennet-mekân Ebü’l-feth “Sultan Mehmed Hân” tâbe-serâhu hazretlerinin Uzun Hasan üzerine vaki‘ olan galebe ve muzafferiyyet cihângîrânelerinden sonra Der-i âliyye’ye [İstanbul] avdet buyurdukları esnâda Karahisâr’ı bi’t-teşrîf muhâfızı sâlifü’z-zikr Darab Bey zîr cenâh-ı müstelzimü’l-felâh-ı tâcdârîlerine dehâlet ederek kal‘anın miftâhını bilâ-ceng ü cidâl şehriyârî müşârün-ileyh hazretlerine teslîm etmeleriyle kal‘a ve mülhakatı Memâlik-i Osmâniyye’ye iltihâk etmişdir.

Kasaba-i mezkûrede on beş câmi‘-i şerîf ve beş mescid ve üç medrese ve dört hamam ve sekiz hân ve yediyüz elli üç dükkan ve ikibin dörtyüz elli hâne ve bir mekteb-i rüşdî ve bir hükûmet konağı ve on beş islâm ve dört hıristiyan mektebi olup mezkûr câmilerden en meşhûru cennet-mekân Sultan Mehmed Hân Hazretlerinin sekizyüz seksen altı [1481] târihinde inşâ ettirdikleri câmi‘-i şerîf’dir ve zikr olunan medreselerden birisi de Hâcı Yûsuf Efendi’nin bin kırk [1631] târihinde yaptırdığı medresedir.

            Mezkûr kasabaya bir sâat mesâfede Avutmuş karyesinde e’izze-i kirâmdan Şeyh Süleyman ve dört sâat mesâfede Hasan Şeyh karyesinde Hasan Şeyh hazreti, kasabaya dört sâat mesâfede Licese ve Subak karyelerinde o nâmlarla simli kurşun ma‘denleri vardır. Licese ma‘deni İngiltereli bir kumpanyanın imtiyâz-ı tahtında olup direktörü Almanyalı Mösyö Eşrih [Eschrich] nâm zâtdır. Ma‘den-i mezkûrun mükemmel âlât ve edevâtıyla çıkan cevheri ezüp temizlemek üzere bir de mükemmel fabrikası olup birbiri üzerine yevmiyye yedişer tonilato cevher çıkarılmakda ve yevmî üçyüzden beşyüze kadar amele çalışdırılmakdadır ve Subak ma‘deni dahi İngiltereli bir kumpanyanın taht-ı imtiyâzında olup direktörü Sir Osta nâm zâtdır. Ma‘den-i mezkûr kumpanyası henüz lâyıkıyla te’essüs etmediğinden işletilmesi hadd-ı nisâbında değildir. Bu ma‘denin kıymet-i cevheri Licese ma‘deninden a‘lâdır ve Üçköprü nâm mahalde der-dest taharrî bir ve Karagöl civârında ve açıkda kezâlik bir ki; iki kömür ma‘deni vardır ve dört sâat mesâfede Göreze ve Çorak ve Gelcese ve Gedehor karyelerinde dahi birer şâb ma‘deni olup bunlardan senevî kırkdan ellibin kıyyeye kadar şâb çıkar. Kasabaya bir sâat mesâfede Çatal ve Oynargöl nâmında iki, Hasan Şeyh karyesinde ve civârında tûlen ve arzan üçer yüz arşunluk dört aded göl mevcûddur. Bunların ayakları olduğu cihetle pek de bataklık değildir. Derûnlarında yüzer dirhemlik ve birer okkalıkdan ziyâde balık bulunur. Şehir ve Tamzara ırmağı nâmıyla iki nehir Karahisâr civârından mürûr ederek mümkün olduğu yerlerde arâzî ve bağ ve bahçe saky eder.

            Karahisâr-ı şarkî kasabası merkez vilâyetin [Sivas] cânib-i şarkiyyesinde vâki‘ olup merkez-i vilâyete otuz sâatdir. Bu livâ beş kazâdan teşkîl etmişdir. Mâ‘-nevahî kasaba-i mezkûre yedi bin altı yüz kırk iki hâne ve onyedibin beş yüz kırk dört islâm ve sekiz bin elli dört hıristiyan nüfûsu ve yüzyirmidörtbin beş yüz yetmiş dört dönümlük yirmialtıbin yedi yüz kırk dört kıt‘a arâzîyi hâvî olup hınta, şaîr ve hubûbat-ı sâire ve envâ-ı esmâr ve sebze ve ipek ve tütün hâsıl olarak dâhil ve hâricde satılır idiyse de çend seneden beri zahâîre ârız olan gala‘ hasebiyle dâhili dahi idâre edemez. Arâzînin kuvve-i inbâtiyyesi evsat derecede olup bire altı hâsılat verebilir. Cins hayvânâtdan koyun, keçi, esb, ester, merkeb, camus bulunur.

            Karahisâr ve Tamzara kasabalarında elli kadar dest-gah olup iplik, çitari ve havlu ve çarşaf nesc ve i‘mâl olunur. Bir bâb dakîk fabrikası vardır ve Pazartesi günleri hafta pazarı kurulup dâd ü sited edilir[1].

 

            Alucra kazâsı

            Livâ’nın cihet-i şarkiyyesinde vâki‘ olup merkez livâ’ya yedi sâatdir. Bu kazâda Kara Çayır denilen mahale bin iki yüz seksen dokuz târihinde bir hükûmet konağı yapılup merkez ittihâz olunmuş ve ittisâline iki hân, iki kahve, iki bâb etmekçi fırını yapılmışdır. Me‘mûrîn ve a‘zâ gündüzleri işbu hükûmet konağında icrâ-yı vezâîf-i me‘mûriyet idüp ahşamları sâkin oldukları karyelere giderler. E’izze-i kirâmdan Çağırgan ve Çomaklı Baba kazâ-i mezkûrda medfûndur. Kazâ-i mezbûrda çelik i‘mâline kabilliyetli bir demür ma‘deni olup ahâlî tarafından işledilmektedir. Kazâ-i mezkûr altı hâneyi ve kırk karye ve üç bin elli hâne ve kırk câmi‘ ve mescid ve altı medrese ve elli üç islâm ve üç hıristiyan mektebini ve on bin yedi yüz kırk yedi islâm ve yüz doksan dokuz lıristiyan nüfûsunu câmidir ve bundan başka on hânede kırk nüfûs muhâcirîn meskûndur. Bu kazâda sekiz orman olup kereste  kat‘ ve merkez livâ’ya nakl ile satılır ve yüzonyedibin yüz altmış  altı dönümlük otuz iki bin üç yüz on kıt‘a arâzî olup kuvve-i inbâtiyyesi bire üç verebilir. Mahsulât-ı arziyyesi hınta, şaîr, bakla, fasulye ve hubûbât-ı sâire ve sebze ve kavun, karpuz, üzüm, elma, armud, vişne, kirazdan ve ma‘mûlatı da kilim ve abadan ibârettir. Beher sene Mayıs’ın yedisinde [20 Mayıs] bir gün panayır ve Cumartesi günleri de hafta pazarı kurulur[2].



[1] Sivas Vilâyeti Sâlnâmesi, Sivas 1306, s. 246-249.

[2] Aynı eser, s. 249-250.


AYHAN YÜKSEL
Giresungazete.net

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Türkiye’nin 222. Tabiat Parkı Giresun’da

Türkiye’nin 222. Tabiat Parkı Giresun’da

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
alucrahaber