Mehmet KAYACIK

Değişim Başladı


Mehmet KAYACIK
25 Kasım 2010 Perşembe 12:05

                                                                                          

12 Eylül 2010 referandumundan sonra Türkiye`de demokrasi adına önemli gelişmeler oluyor. Daha önceki yazımda bu referandumu "kırılma noktası" olarak değerlendirmiş, önemi üzerinde durmuştum.


Bu hafta Türkiye Cumhuriyeti'nde bir ilk gerceklesti ve üç general sivil irade tarafından açığa alındı. Bu yetki İçişleri ve Milli Savunma Bakanlığı`na yasalar çerçevesinde verildigi halde daha önce kullanılmadı, kullanılamadı. Görevden alınan generallerden biri hükümet üyeleri dahil önüne geleni fişlemiş, diğeri kendi döşedigi mayınlarla kendi askerini şehit etmis ve görev yaptığı bölgede 4 PKK baskınında 42 şehit vermis Aktütün, Gediktepe, Hantepe ve Heronların canlı yayın yaptığı baskınlarında askerimizin başında görev yapmış.

Bu generallerin ve daha bir çoklarının aslında çok daha önce görevden alınmaları, açığa alınmaları gerekiyordu fakat bugüne kadar yapılamadı. Bunda Genelkurmay`ın tutumu büyük rol oynadı. Agustos ayında yapılan Yüksek Askeri Şura toplantısında bu askerlerin emekliye sevkedilmeleri gerekiyordu fakat çevirdikleri bazı dolaplarla emekli edilmekten kurtarıldılar ve Askeri Mahkeme kararlarıyla , Cumhurbaşkanı ve Başbakan'a rağmen terfi ettirildiler. Bir bakıma sivil iradeye itaatsizlik ettiler, hala bu işlerin eski tas eski hamam usulüyle gidecegini zannettiler, Türkiye`nin değistiğini, demokratik adımların hızlandığını göremediler.

Burada tek itiraz müzmin muhalefet partisi CHP`den geldi. Her defasında tek başlarına iktidara gelecekleri iddiasinda bulunan CHP, halkın ve demokrasinin yanında yer almak yerine yine statükonun yanında yer almıştır. CHP ve bazı köşe yazarları her seçim yenilgisinden sonra halkı suçlayacağına artık iktidarın statükoya değil demokrasiye sahip çıkarak kazanılacagını görmelidirler.  Aslında bunu onlar da biliyor fakat değişen statükoyla birlikte kendileri siyaset yaptıkları zemini kaybediyorlar. Referandumdan önce %20 aldıkları oyla Türkiye`yi yönetmeye devam ediyorlardı, siyasete yön verebiliyorlardı. Bunu da kendi seçtikleri rektörlerle ve yine kısır döngüyle birbirlerini seçen Yargıtay – HSYK üyeleriyle, YÖK başkanlarıyla yapıyorlardı. Ne tesadüf  ki Ergenekon davaları başladıktan sonra her düzenlenen "Hilafetin kaldırılışının bilmem kaçıncı yıldönümü" gibi etkinlikler yapılmaz oldu. Yine her yıl büyük katılımla yapılan Menemen olaylarının yıl dönümü, 31 Mart Olayı gibi halkı bazı korkulara karşı kışkırtan propagandalarda azalmalar görüldü. Artık kimse bu numaralara kolay kolay kanmıyor.

Bütün bu değişikliklerin yanında daha önce yapılmış, medyada çok fazla üzerinde durulmamış fakat çok önemli bir değişiklik olan bazı Protokol değişiklikleri yapıldı. Bunlardan en önemlisi 30 Agustos Zafer Bayramı kutlamalarını artık Genel Kurmay Başkanı değil Cumhurbaşkanı kabul edecek. Daha önceki kutlamalarda Başkomutan sıfatı ile katılan Cumhurbaşkanı ve Başbakanla birlikte bakanlar protokol sırasına girip Genelkurmay Başkanını selamlıyorlardı, bu değişiklikle bu garip uygulama da bitmiş oluyor.

Bir diğer değişiklik ise Kırmızı Kitap diye tanımlanan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi`ndeki degişiklikler. Bu kitapta Türkiye`nın dış tehditleri sıralamasında komşularımız, iç tehtit sıralamasında ise kendi halkımız ilk sırada yer alıyor ve muglak ifadelerle suç isnat ediliyordu. Bu değişiklikle birlikte (umarız) bundan sonraki seçimlerde hangi hükümetler gelirse gelsin daha çok dış politikaya ve ekonomik politikalara öncelik vererek halkın refahı için çalışacak yönetim sergiler.

Bütün bu değişikliklerle artık Türkiye`yi atanmışlar değil seçilmişler yönetecek. Halkı artık gereksiz korkularla korkutulup istedikleri gibi yönetemeyecekler. Türkiye artık korkularla, mezardan yönetilen ülke durumundan çıkmaktadır.

Selamlar,

25.11.2011
Mehmet Kayacik

mkayacik28@yahoo.com


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
alucrahaber