Sena ŞAHİN

Hasret Şairin Şiiri; Gönülde Tutan Vatan


Sena ŞAHİN
30 Ocak 2018 Salı 09:42

Gurbet yara, anaya, babaya olunurmuşta en çok “Vatan” tütermiş gönülde buram buram.

BulgaristanEvet yeni köşe yazımı eskiye dönmüş, zümrüt rengini kaybetmemiş yeşil renkli koltuğumda yazıyorum. Nasıl geldim nereye geldim derken 22 gün geçmiş nerdeyse. Bulgaristan -11 derece bugünlerde. İlk anadan, babadan, kardeşten, arkadaştan ayrılışım. Ve ilk defa “Ülkemin kıymetini” daha çok bildiğim zaman. Soğukların kenti Sofya'ya ülkemi temsil için Avrupa BulgaristanGönüllüsü olarak görevlendirilmiştim. Hayatımın en güzel gurur verici başarısıydı. Kendim ile duyulmayacaktım. Sena denilince Türkiye Cumhuriyeti gelecekti akla. Buraya geldiğimde fark ettim ki benim insanım 81 ilde aynı. Kanımız sıcak .Evvelden  Atalarımızdan gelen bir gelenek. Sokaklarda insanlar birbirine gülmeyi bırakın, yanlışlıkla dokunduğunuzda bile değişik şekilde kendilerini geri çekme ihtiyacı duyuyorlar.

Sahi şimdi anlatacağım şey size “değer bilin” cümlesi. Zira ben burda en çok senin değerini anladım doğduğum Topraklar, ah canım yar “Vatan”. Benim ülkemde sabahlar farklıymış. Geceden kalma kırağları süpüren işci Ahmet amcanın kafasıyla dediği “Günaydın“ varmış. Köşe başından itibaren sıcaklığını hissettiğim kokusu içime işleyen taş fırın ekmek varmış. Sonra, “herkes” varmış herkesten olmayan. Benim Ülkemde “tebessüm” varmış. Tebessüm etme isteği olmasa bile tebessüme karşılık “saygıyla” tebessüm edilen. Havası yetermiş. Biz 4 iklime alışmışız vesselam. Soğuk olsa da ilkbaharı, yazı göreceğimizi bilmişiz hep kendimizde. Trafik varmış, o trafiğe uymayıp yaya ile kendi arasında onu çözen şöförler varmış. Buradakinin tam tersine. Sonra “güven” kelimesinin tam anlamıymış benim ülkem. Gece kaç olursa olsun sokaklarında hunnarca dolaşılan. Sahi kimine göre güvende değildik. Oysa ben buraya geldiğimde anladım, 1 tane bile polis görmediğim, insanların korkuyla birbirlerine baktığı Sofya sokaklarında.

Sonra anlı şanlı askerlerim vardı benim. “Güven” kelimesinin eş anlamlısı olan. Televizyonum yok burada. Allahtan internetim var. Bir sabah kalkıp baktım ki yine canımı korumak için canını ortaya koyan Askerlerimin haberi var. Şehit var, operasyon var. Ama Allah var, dua var.. Biz bizimle aynı olan canları yaşatmak için ölümü göze alan millettik. Kendi içimde hep sorguladığım bir şey vardı. “Sahi bir insanın bir insanı değil bütün bir ülkeyi korumak için her şeyi göze alması nasıl bir duyguydu?”  

Şimdi anladım Ülkemi anlatırken. Bir başka Avrupa Gönüllüsü İspanyol arkadaşım ile konuşurken. Aniden sizde protestolar var dimi dedi? Her ülkede olduğu gibi demiştim. Ön yargıyla bakmadan birçok merak ettiği soruyu sormuştu. Bize öyle gösterilmedi demişti. Yardım var bizim ülkede demiştim. Sevgi var son zamanda küreselleşen dünyaya rağmen. Sonra fedakarlık var son zamanlarda insanlarda az bile olsa vefasızlığa rağmen. Sonra önceliklerimizden önce olan şeyler var. Bize de çok şey gösteriliyor ama ön yargı öğretilmiyor. Birlik ve beraberlik kavramı var diyebilmiştim. Sanki ilk deneyimim bana yine çok şeyi öğretmişti. Kendi milletini tanımayan, okumayan bir nesil o millete ait olamayacak gibiydi. Daha çok öğrenmem gereken şey vardı benim bile bilmediğim. Tek bildiğim, bir şeyin değerini onu kaybettikten sonra veya kaybetmeye yakınken “değerini” anlaman.

Evet Sofyaya çok alıştım. Ayaklarımın üzerinde durmayı öğrenmek ile birlikte dilini bilmediğim ve ön yargıları olan bu ülkede ön yargıları nasıl kıracağım konusunda daha çok kafa patlatmaya başladım. Bulgaristan Türkiyeye yakın ülke olmasına rağmen çok farklıydı. Türk hiç yoktu. Rastlayamamakla birlikte Türkçe konuşurken bile dikkat eder hale geldim. Ana caddenin üzerinde Tarihimin Ve Ülkemin en iyi mimari Mimar Sinanın eseri bir cami vardı. Sofya halkı merkezde istemesede yıkılmayacak bir tarihti üzgünüm onlar için J Din dil ırk ayrımı yapılmadan yaşanmalıydı. Öze inmeden öz nasıl olunur? sorarım sizlere. Ben Allahtan korkmam onu sadece “severim”. Çünkü yaradan sevginin ta kendisiydi bizde. Korktuğunuz şeyleri sevemezsiniz bana göre. Asıl korktuğunuz kendiniz olun der ve saptığım konudan devam ederim. Bu kadar ön yargılı olan bir millete karşı “Milletimi” anlatmaya gelmiştim. Ve şuan daha iyi anlıyorum genç nesiller milletlerinin aynasıydı. Ve bu ayna her bilgi birikime sahip olmalıydı. Cümlelerimi sonlandırmadan şunu belirteyim ki en çok özlediğim sokakların sıcaklığı oldu.

Şimdi şu sıkıntılı günlerde tek dileğim dualarla gönül bağı kurabilmek Askerlerimizle. Ve Vatanım ile başka Ülkeler arasında sevgi bağı kurabilmek . Bulgaristandan sevgilerimle en çokta özlemle…

Ah dağlarında çiçeklerin açtığı,
Karadenizde dalgaların yankılandığı
Egede Efelerin konakladığı canım Vatan.
Ah 81 ile 4 iklimin sığdığı,
Kemençenin, sazın, darbukanın, mızıkanın hepbir arada çaldığı
Davul Zurnanın İç Anadoluda yaşadığı
“bu vatan uğruna canım feda” diyen kınalı kuzuların yetiştiği
Kınalı kuzularını kaybeden anaların yaşları
Senin bağrında Canım Vatan.
Bağlarında üzümlerin yetiştiği,
Yollarında polislerin hazırda beklediği
Ezelden birlik beraberliğin senden geldiği
Sensin yine Ah Vatan, Yar Vatan.
Ne yazsam senin üzerine çok söz söylenmez.
Gönlümde tüttün, arandın gurbet ellerde.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
alucrahaber