Erdem EKŞİ

Kurt Baba Hz.


Erdem EKŞİ
30 Haziran 2014 Pazartesi 02:47

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM,

Kurt Baba Hz’lerinin asıl isminin Hace İbrahim Ata olduğu söylenmekte. Orta Asya bölgesinin Türkistan (YESİ) Kasabasından uzun ve meşakkatli bir yolculuğun sonucunda Alucra’nın Zıhar (Fevzi Çakmak) Beldesine gelmiştir. Hace(Hoca) İbrahim Ata, Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin torunudur. Ehli Tarikat meşrebi olarak Yesevi’dir. Türkistan’daki Yesevi Dergâhında gördüğü eğitim sonucunda bir daha geriye dönmemek üzere büyük meşâyih, Seyyid Çağırgan Baba Hazretlerinin manevi terbiyesi altına girmek üzere Anadolu’ya gönderilmiştir. Hace İbrahim Ata, bir Hıdırellez günü vira bismillah diyerek Atayurt’tan Anayurt’da doğru uzun bir yolculuğa başlamıştır.

Yolculuğu esnasında bir çok köy, kasaba ve şehirlere uğramış; Semerkant, Buhara, Tebriz, Bağdat, Şam, Halep, Diyarbakır, Ahlat, Erzurum Şehirlerinde bir çok alim ve mütefekkir ile görüşmüş ve sohbetler yapmıştır. Bu yolculuğunu 4 yıl gibi bir sürede tamamlamıştır. Hace İbrahim Ata, zorlu bir kış gününde Zıhar Köyündeki Seyyid Çağırgan Baba (Es-Seyyid Mevlana Şeyh Çağırgan-ı Veli İsmail Hakkı El Horasani) Dergâhına ulaşmıştır. Hace İbrahim Ata, ağır kış şartlarında geçen yolculuğu sonucu bitkin bir vaziyette geldiği dergâhın misafirhanesindeki ocaklık başındaki ateşin sıcaklığı ile Râbbine şükretti. Bir tas sıcak çorba ikramından sonra ocaklığın yanındaki koyun postlarının üzerine kıvrılarak derin bir uykuya daldı.

Hace İbrahim Ata Hazretleri, sanki 4 yıllık uzun yolculuğun yorgunluğunu çıkarırcasına saatlerce uyudu ve iyice dinlendikten sonra kendine geldi. Dergâhın üç günlük misafiriydi, artık Şeyh Baba’yı görme vakti gelmişti. Aşuku maşukunu görmeliydi. Yılların hasreti sona ermeliydi. Mana âlemindeki rüyalardaki buluşmaların artık gerçeğe dönüşmesinin vakti gelmişti. Seyyid Çağırgan Baba Hazretleri, bir kış günü zorlu ve meşakkatli bir yolculuğun sonunda kendisine ulaşmayı başarabilmiş olan Hace İbrahim Ata’yı huzuruna alınmasını istedi. Bunun üzerine Hace İbrahim Ata, Seyyid Çağırgan Baba Hazretlerinin huzuruna çıkartıldı. Hace İbrahim Ata, Mevlana Şeyh Çağırgan Baba’yı gördüğünde hemen fark etti ki rüyalarına giren ona yol, yordam gösteren kişi bu Şeyh Baba idi. Hace İbrahim Ata, Şeyh Baba’ya ancak selam verebildikten sonra “rüyamdaki zat sizdiniz’’ diyebildi ve başkada söz söyleyemedi. Anlatmadığı, anlatamadığı rüyalarındaki sır inkişaf etmesin diye, rüyalarını kimselere anlatmadı. Yesi’deki dedesinin dergâhında kendisine rüyalardaki sırrı ve kerametlerin esrarını hocaları öğretmişti. Kendisinin sahip olduğu sırlar ve esrar kaybolmamalıydı. Hace İbrahim Ata ve Seyyid Çağırgan Baba Hazretleri, birbirlerine öylece baka kaldılar. Beklide son kez mana âlemi ile birbirleri sohbet yapıyorlardı. Baba’nın oğluna (evladına) yılların hasreti ve özlemi gibi kavuşmanın heyecanını yaşarlarken, iki Allah dostu, bir daha ayrılmamak üzere akitleşerek bir araya gelmişlerdi. Seyyid Çağırgan Baba Hazretleri, Hace İbrahim Ata’ya Zıhar’da kalmasını isteyecekken, senin son durağın burasıdır diyecekken, Hace İbrahim Ata, Şeyh Baba’dan konuşmak üzere söz isteyerek edep ve erkân ile müsaade edilirse Zıhar Köyünde zaviyede kalmak istediğini ve tarla, bağ, bahçe ile ilgilenmek, çalışmak istediğini söyledi. Yoldan gelip geçen yolcuların misafir edilmesine ve yolda kalmış yolcuların müşküllerine yardımcı olmak istedi. Seyyid Çağırgan Baba Hazretleri, Hace İbrahim Ata’dan duyduklarına pek sevinerek Hace İbrahim Ata artık kadim olarak Zıhar’lıdır dedi.

Seyyid Çağırgan Baba Hazretleri, Hace İbrahim Ata’yı Şeyhi, Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin torunu olması hasebiyle, onu bir başka sahiplendi. Hace İbrahim Ata’da Şeyhinin kokusu, edebi ve erkânı bulunuyordu. Kendi evladlarına, dostlarına göstermediği sevgi ve saygıyı Hace İbrahim Ata’ya gösteriyordu. Seyyid Çağırgan Baba dergâhta oturuyor olsa ve huzura (içeri) Hace İbrahim Ata girse, Seyyid Çağırgan Baba kimselere ayağa kalkmazken hemen ayağa kalkar ve Hace İbrahim Ata ile musafaa ederdi. Bu duruma üzülen Hace İbrahim Ata, Şeyh Baba ayağa kalmasın diye elinden geldiğince huzura çıkmaz, kapının önünde Şeyh Baba’nın çıkmasını beklerdi. Seyyid Çağırgan Baba Hazretleri, Hocası Hoca (Hace) Ahmet Yesevi Hazretlerinin torunu olan Hace İbrahim Ata’yı kendisine damat yapar ve kızı Hacer Sultan ile evlendirdi. Bu sayede kendi soyu ile Hoca Ahmet Yesevi’nin soyu birbirine karışacak ve Anadolu’da kök salacaktı. Seyyid Çağırgan Baba Hazretlerinin soyu Peygamber soyu ve Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin soyu ile bir kez daha karışıyordu. Hace İbrahim Ata ile Seyyide Hacer Ana’dan doğacak evlatlar, Anadolu’da hem kök salacak hem de Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin fütüvvet davasının devamı için çalışacaklardı.

Hace İbrahim Ata, Türkistan’ın Yesi şehrinden Anadolu’ya doğru uzun bir yolculuğa çıktığında ona kol kanat geren, başına soygun, saldırı gibi kötü olaylar olduğunda bir Bozkurt’un yardımına koştuğu anlatılıyor. Orta Asya’daki Yesi’den Anadolu’nun Zıhar Köyündeki durak noktasına kadar, bu Bozkurt’un yalnız başına çıktığı yolculuğunda Hace İbrahim Ata’yı sürekli uzaktan izlediği ve takip ettiği anlatılır. Bazen bu bozkurt’un etrafına onlarca Kurt’u yanına katarak Hace İbrahim Ata’ya yardıma koşmuştur. Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin torunu Hace İbrahim Ata’ya bu nedenle halk arasında KURT BABA denilmektedir. Bozkurt ile yol arkadaşlığı ve Kurtlar ile dostluğundan dolayı zamanla isminin telaffuzu yerine, hep KURT BABA adı ile çağrılmıştır. Kendisine yol arkadaşlığı, can arkadaşlığı yapan Bozkurt, Hace İbrahim Ata’yı Zıhar Köyüne, dergâha getirdikten sonra ortadan kaybolur. Seyyid Çağırgan Baba Hazretleri ile Hace İbrahim Ata’nın buluşmasından sonra yol arkadaşı ve dostu Bozkurt, Hace İbrahim Ata’ya görünmez. Bozkurt sırra kadem basmıştı. Hayatı boyunca hep bozkurt’u dağlarda ovalarda gözü ile aramış, bir gün çıkıp geleceğine olan inancını hiç yitirmemiştir. Hace İbrahim Ata’nın yanında Bozkurttan söz edilence gözleri dolar ağlamaklı olurmuş. Hayatı boyunca hiçbir kurttan çekinmemiş, kurt sürülerinin içine dalmış ve onlarla oyunlar oynayabilmiştir.

Memişoğlu Kara Molla İsmail Efendi Kurt Baba’yı en iyi bilendir. Hace İbrahim Ata’nın hayat hikâyelerini babası Müderris Şeyh Hacı Mamut Efendiden ve dedesi Müderris Şeyh Hacı Yusuf Efendiden dinlemiştir.

Kara Molla İsmail Efendi anlatıyor: Bir bahar mevsiminde Solaklı mahallesindeki evimizden kışla önündeki Seyyid Çağırgan Baba Türbesini ve kabristanlığı ziyarete gittim. Ziyaret esnasında bir baktım ki, 20’ye yakın Kurt sürüsü bana doğru gelmekteydi çok korktum, ne yapacağımı şaşırdım. Yanımda kendi savunacak silah olmadığı gibi yalnız da gelmiştim. Kurtlardan korunmak için kabristanlıktaki yaşlı çam ağaçlarından birinin üzerine nasıl çıktığımı bilmiyorum. Kurt sürüsü geldi üzerinde bulunduğum çam ağacının yanından geçti, az ilerdeki yaşlı ardıç ağacının oraya toplandılar ve ardıç ağacının etrafında çember oldular. Sonrada sanki ayin yaparlar gibi kurtlar ulumaya başladı. Bir süre uluduktan sonra dolu büyüklüğünde beyaz bir yemiş yağdı. Kurt sürüsü yere yağan bu yemişten yediler ve oradan ayrıldılar. Beni bir heyecan sarmıştı ama ağaçtan da bir süre aşağıya inmedim, bekledim. Kurtların oradan iyice uzaklaştığına emin olduktan sonra çam ağacından indim. İçim kıpır kıpır olmuştu. Nerede ise ayaklarım yere basmıyordu. O heyecan başkadır, ancak yaşanırsa anlaşılır. Dedemden ve Babamdan dinlediğim Kurt Baba menkıbeleri hemen aklıma geldi ve kayıp olan mezar yerini asırlar sonra bulmuştum. Gökten yağan dolu büyüklüğündeki yemişten arta kalanından bende yedim, tadı peynir tadına benziyordu. Hayatımda hiç böyle lezzetli bir şey yediğimi hatırlamıyorum.


Memişoğlu Kara Molla İsmail Efendi hayatı boyunca başından geçen bu olayı ve atalarından dinlemiş olduğu Kurt Baba menkıbelerini her kabristanlık ziyaretlerinde ve cenaze merasimlerinde Kurt Baba Hazretlerinin ve Seyyide Hacer Ana’nın kabir yerlerini Zıhar Köylülerine bıkmadan usanmadan anlatırmış. Ve bu kabirler, Seyyid Çağırgan Baba Hazretlerinin damadı ve Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin torunu, Kurt Baba namıyla meşhur Hace İbrahim Ata ve eşi Hacer Anamızın kabirleridir’’ diyerek göstermekte ve toplu Dua yaparmış.

Siz değerli okuyucular, Alucra İlçesi, Fevzi Çakmak (Zıhar) Köyündeki 700 yıllık Müslüman kabristanlığında metfun bulunan ve geçmişten günümüze dilden dile değişime uğrayarak gelen Kurt Baba Hazretlerinin efsanevi yaşamından derlediğimiz ve gelecek nesillere aktarmak gayesiyle kaleme döktüğümüz Hace İbrahim Ata’mızın hayat manzumesini aktarmaya çalıştık. Hace İbrahim Ata ve Hacer Ananın manevi huzurunda, yiğitlikleri, cesareti ve öğrettikleri karşında eğiliriz. Allah Kabirlerini nur ve pir-i nur eylesin. Ruhları şad olsun. Allah geçmişlerimize rahmet ve mağfiret eylesin. AMİN.

Erdem EKŞİ-Alucra

28 HAZİRAN 2014


YORUMLAR
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
alucrahaber