Sena ŞAHİN

Özgün Ol Özgür Ol


Sena ŞAHİN
13 Kasım 2017 Pazartesi 03:46

White Mocha İçtik Diye Çayı Unutmayız

Sonra özünü unutmamalı insan. Ve değişim; gelişim ile olmalı. Nesilden nesile aktarılan kültürünü öğretip yaşatmak yerine neden başka kültürlerin, bayramların günlerini seninmiş gibi sahiplenirsin?

Şimdi bu kız yine neye karşı yazılarıyla direnç gösteriyor diyeceksiniz. Önce 3 gün sonra başlayacak vizelerime sonra da son dönemin modası olan “cadılar bayramına”.

Evet öncelikle değişim kavramına gelirsem benim nazarımda; zamanın içinde, birçok olayın sizin iradeniz ile başka bir boyut almasıydı. Ve asıl değişim gelişim ile olmalıydı. Eskinin daha ilerlemiş boyutuydu belki de. Bana göre değişim ruhta değil bedende olandı. Veya maddesel düşünürsek birçok aklı iradenin biraraya gelmesi ile üretilen üründü.

Şimdi asıl hayıflandığım konuya gelelim. Son dönemde çevreme, ülkeme baktığımda kendi kültürümün başka kültürlerle iç içe geçmesine değil bizimmiş gibi sahiplenmemize üzülüyorum. Örnek 1; Cadılar bayramı. Geçen bir açtım sosyal medyayı herkes bir boyanmış bir başka kılıkta. Sonra altındaki etiketlere bir baktım #yaşasıncadılarbayramı ! Önce önemsemedim. Sonra bir ilerledim bunun gibi nerden baksanız 50 tane paylaşım. O an bir üzüntü kapladı içimi. Kendi kendime; kendi neslime isyan ettim. Kendi kültürüm başka kültürlerin gölgesinde kalacak olduysa ne önemim kaldı benim ve neslin. bana göre değişmeyen değerlere bu şekilde davranmakta bir tür ihanetti. Belki acımasız olacak ama; biz gelişimi başka dünyaların yaptıklarını kendi bünyemizde devam ettirmek sanıyoruz.

Oysa gelişim; kendi benliğinizi, nesilden nesile aktarılan ve aktarılırken belli bir düzeyde değişim gösteren ve kaybolmadan saf haliyle aktarılmasıydı. İsterdim ki buna bu kadar hazırlık yapılıp veya rağbet gösterilinceye kadar yeni fikirler yeni projeler üretilsin. İnsanlar okuyarak, tartışarak, bilinçlenerek gelişim göstersin. İkinci örneğime gelirsek ah ah nerde kaldı bizim 40’lık mevlütlerimiz sloganı ile girmek istiyorum konuya. Meşhur olan şu babyshower partileri. Evet dünyaya yeni gelen masum bebeklere bir hoş geldin partisine varım ama babyshowera yokum. Mesela benim bebeğin gelişine olan etli pilav, baklava, tek tek emek ile sarılmış dolma ve eşlik eden ayranların olduğu onu verdiği için ve bereketle gelsin diye şükür ettiğimiz, duaların yükseldiği mevlütlerim vardı sadece. Bunun yanına ek baby shower yoktu. Dikkat edin olmasın demiyorum sadece alıntı yapmayalım diyorum. Her şeyde özgünlüğü savunurken biz, yeni dünyada üretilen ürünlerin Pazar alanlarına katkıda bulunmak dışında başka bir şey yapmamıştık.

Üretim; insanlara fayda sağlayacak ürünlerin oluşturulması için olan bir faaliyetti benim işletmeci lügatımda. Ama biz bunu farklı yollarla yapmıştık. Teknoloji arttıkça, lüksümüzü arttırmıştık. Ve o an 2 ‘ye ayrılmıştı yazım ve ben. Düşünüyorum da nereye ne harcayacağını bilmeyen insanlar varken, nereden ne bulacağını, sokakta rüzgarı sofrasına koyup, selleri yağmurları yiyen, çocukluğuna partiler düzenlenmesini bırakın oyuncağı zor bulan çocuklar vardı. Biz ise hayat curcunası arasında, boşluklarımızı saçma sapan doldurur olmuştuk.

Sona geldim yine. Değişim bedende olsun ruhunuza dokunmayın. Yenilik uğrasın sadece. Ve siz insanlar; sizinle aynı yaradandan gelmiş insanları , ne yaşadıklarını unutup yeni dünyanın kavramsal objelerine takılıp sürüklenmeyin. Özgün olun, özgür olun…

Değişim var Heraklitosta

Sonra shakespeare da yarin yarası.

Ve plato ‘nun idealar alemi var.

Biz de ise insanlık …

Bizdekini unutmamamnız duasıyla…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
alucrahaber