Kadir BEKİROĞLU

Ücradaki Kent, ALUCRA


Kadir BEKİROĞLU
11 Nisan 2007 Çarşamba 07:02
Alucra...makus tarihini hep siyasi çekişmelerle geçirmiş bir asırdan fazla geçmişi olan şirin ilçe...Bakın Aksiyon dergisi yazarlarından Haşim Söylemez nasıl tanımlamış Alucra'yı...

Karadeniz ilçesi; ancak İç Anadolu'dan bir yer gibi. İklimiyle, insanıyla kendine has bir kent olan Alucra tarihi evleriyle "ücra"da olma kaderini değiştirmeyi hayal ediyor.Çıplak dağlar arasındaki ilçeyi nedense siyasiler de hiç es geçmemiş.


Giresun'dan hareket eden minibüs, üç buçuk saat boyunca dolambaçlı, derin vadiler içindeki yolu geçtikten sonra apayrı bir dünyaya ulaşıyor. Herşey filmin bir başka sahnesi gibi birden değişiyor; renkler, tenler, ağaçlar, dağlar... Patikadan dönme zorlu asfalt yol geçildikten sonra gür yeşil ormanlar yerini çıplak dağlara, sert kayalara bırakıyor. Yüzey şekilleriyle birlikte iklim de farklı bir kimliğe bürünüyor. Ve biraz sonra dağlar arasında yalnız kalmış bir şehir çıkıyor karşınıza; Alucra.

Alucra Giresun"un bir ilçesi. Ancak Giresun"a ait hiçbir özelliği içinde barındırmıyor. İklimiyle, bitki örtüsüyle, insanıyla İç Anadolu"daki bir yerleşim yerinden farksız. Eskilerin "Elücra" yani en ücradaki yer dediği Alucra gerçekten de yüzyıllardır "ücra"da olmanın acı kaderini yaşıyor. Şehre en yakın bağlantı merkezi Şebinkarahisar. Giresun"a gitmek için sabah kalkan ve akşam dönen minibüsü kaçırmamak gerekiyor. Zorlu ve zahmetli yol da cabası. Bu yüzden Alucralılar Giresun"u resmi işleri dışında pek tercih etmiyorlar. Ulaşımı daha kolay olan Trabzon ve Şebinkarahisar"a gidiliyor. Alucra merkezlerden uzak olmanın acısını bürokraside de yaşıyor. İlçe uzun yıllar asli mülki amirine kavuşamamış, ta ki altı ay öncesine kadar. Şu anda ilçede genç bir kaymakam görev yapıyor.

Aslında bu "ücra"da kalma durumu Alucra"ya kısmen yaramış. Değişen dünyadan pek fazla etkilenmeyen ilçedeki evlerin önemli kısmı "tarihi" özellik taşıyor. Safranbolu evlerini andıran Alucra"ya has eski yapılar yeni yapılarla bütünleşerek insana eski ile yeniyi aynı anda yaşatıyor. Taş temeller üzerine oturtulan ahşap evlerin kapı kolları da yöresel motiflerle bezenmiş. Bu evlerin her birsinin bir de uzunca balkonu bulunuyor. Genellikle iki kattan oluşan Alucra evlerinin, bulunduğu coğrafya itibariyle hiçbir yerde benzeri bulunmuyor. Tarihi evler Osmanlı"dan cumhuriyete geçiş dönemini yansıtan mimari özellikler taşıyor.

Bakımsız ve kendi haline bırakılan evleri turizme kazandırmak için son altı aydır değişik projeler üzerinde çalışılıyor. İlçe Kaymakamı Ayhan Yazgan, Alucra evlerini kurtarmak için büyük uğraş verdiklerini anlatıyor. Genç kaymakama göre bu evler Alucra"nın gözlerden uzak kalma kaderini değiştirebilir; "Evleri restore edip koruyabilirsek iyi bir iş başarmış oluruz. Alucralı işadamlarından bu konuda maddi ve manevi destek bekliyoruz. Hem kültürel miras hem de şehrin turizmi açısından bu evleri fonksiyonel hale getirmek zorundayız."

Her köyde bir festival

Kendi halinde gözlerden uzak ilçede özellikle bahar ve yaz aylarında tam bir şenlik havası esiyor. Çünkü, Alucara"ya bağlı her köyün bir festivali var. Bu festivallerde bir araya gelen köylüler dostluklarını perçinleyip gelecekleri adına kararlar alıyorlar. Konu köy ve festival olunca konuşulan konular da hep aynı oluyor; tarla ve mahsul. Bir dahaki seneye daha fazla ürünü nasıl elde edebiliriz konusu karara bağlanıyor. Arpa ve buğdayı ile meşhur Alucra"da her köyün festivalinden sonra bir de genel şölen var; "Ekin Festivali". Her sene temmuz ayında yapılan bu festivale yurtdışında ve yurdun değişik yerlerinde yaşayan Alucralılar katılıyor. Festival sonunda yapılan açık artırma sonucunda "Ekin Ağası" belirleniyor ve program sona eriyor. Bu sene ağa unvanına tam 52 milyar lira değer biçilmiş.

Gözden uzak olan Alucara ne gariptir ki, hiçbir zaman siyasetten uzak kalmamış. Türkiye"de hemen hemen bütün siyasi liderler bu kıyıdaki kente uğramadan geçmemiş. Alucra en son Başbakan Recep Tayyip Erdoğan"ı ağırlamış. Peki sadece Hürriyet diye küçük bir caddesi bulunan ve bir kasabayı andıran ilçe neden siyasilerin uğrak yeri oluyor? Bu sorunun cevabını Alucralılardan öğreniyoruz. İlçenin önemli bir kısmı yurtdışında yaşıyor ve maddi olarak güçlü kişilerden oluşuyor. Buradan gelecek oylar önemli. Aynı şekilde Türkiye"de tekstil sektörünün önemli bir kısmı Alucralıların elinde. İstanbul"da Beyoğlu civarı ve Eminönü, Alucralıların hakimiyetinde. Alucralılara göre bu bölgelerdeki belediye seçimlerinin sonucunu etkileyecek kadar oyları var.

Kendi kaderi ile başbaşa kalan, çetin doğa şartlarıyla mücadele eden Alucra hiç olmazsa tarihi evleriyle gündeme gelmek istiyor. Kaymakam Yazgan"ın "ilçe adına ümitliyim" dediği, coğrafyanın köşeye ittiği bu ilçeye bakalım insanlar nasıl sahip çıkacak?

Selam ve Muhabbetlerimle..

11.04.2007 - Alucra
Kadir BEKİROĞLU

kadirbekiroglu@gmail.com

Aksiyon Dergisi-Haşim Söylemez - Sayı: 458

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
alucrahaber