Erdem EKŞİ

VAKIF, BİR HAYIR KURUMUDUR


Erdem EKŞİ
16 Mart 2008 Pazar 08:37
Vakıf, yapılan bir hayrın süreklilik arz etmesi için o yolda bağışlanan mallar olarak tarif edilmektedir.mallar ifadesinden ise özelikle uzun ömürlü olan gayrimenkul(taşınmaz) mallar anlaşılmaktadır.Söz konusu mal ayakta durdukça malın kendisinden veya gelirinden vakıf senedinde belirtilen insanlar ve varlıklar yararlanmaktadır.

Bu "vakıf" tarifine göre karşımıza dört ayrı muhatap çıkmaktadır. Birincisi "Allah rızası için’’ başkalarına iyilik yapmaya niyetlenen kimselerdir ki buna "Vakfeden" denmektedir. İkincisi kendi mülkiyetinde iken ve hiçbir zorlama da olmadığı halde başkalarına iyilik yapmak adına "Vakfedilen mallar"dır.Üçüncüsü vakfedilen malların ki onlar durdukça malların hangi gaye ve ne şekilde kullanılması gerektiğini yazarak tarifname denilebilecek "Vakıf senedi"dir. Dördüncüsü de vakıf mallarından "yaralanan insan ve varlıklar"dır.

İlk vakıf, Al-i İmran suresi 92. ayeti inzal olduktan sonra kurulmuştur. Allah (c.c) bu ayetinde; "Sevdiğiniz şeylerden (başkalarının yararlanması için) vermedikçe birr’e (iyilik yapanlar sınıfına) erişemezsiniz. Allah(c.c) bu yolda ne harcadıysanız şüphesiz onu bilir." buyurmaktadır. Medineli ENSAR’ın zenginlerinden Ebu Talha malları içerisinde en çok sevdiği, tatlı su kuyusu da olan hurma bahçesini vakfetmek istedi. Peygamberimize de bilgi vererek bahçesinin gelirini Allah rızası için ve başkalarına iyilik yapmak isteğiyle vakfetti.

Hayatın düzenini başkalarına (insan-hayvan, mümin-kafir, fakir-zengin ayırt etmeden) iyilik yapmak için adayan Müslümanlar, vakıf malları o kadar çoğalttılar ki, Osmanlı Devleti tam bir "Vakıf Medeniyeti" olarak 700 yıl hayat sürdü.

Toplumun bütün kesimlerini kaplayan sayısız vakıf eserleri ile devletin desteğine ihtiyaç duyulmaksızın millet kendi içindeki her türlü yardıma muhtaç insanlar ve varlıkları korudu ve gözetti. Atalarımız millet olarak vakfa büyük önem göstermiş, vakıflara her türlü desteği severek vermiş ve onların gayeleri doğrultusunda hayatiyetlerini sürdürmelerine yardımcı olmuşlardır. Kendi mülkiyeti için arazi, arsa veya gayrimenkul alırken o yerin vakıf olma ihtimalini hep göz önünde tutmuştur. Vakıf olduğundan şüphelendiği arsa veya arazileri kesinlikle satın dahi almamıştır.

ALUCRA VAKFINA BAKIŞ

Yukarıdaki vakıf bilgileri ışığında büyük umutlar barındırdığımız Alucra Eğitim ve Kalkınma Vakfı hakkında yapıcı düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Yapıcı ve olması gereken düşüncelerimi yazarken de tabiki "öküz altında buzağı arayanlar" olacaktır. Burada samimiyetimi yüce Allah (c.c) bilsin, varsın bazı menfaat güden ard niyetli kişiler ne düşünürse düşünsün. Hiç kimse Alucra Vakfının namünhal tüzel kişiliğinden dolayı da dokunulmazlığı yoktur. Alucra Eğitim ve Kalkınma Vakfı kuruluşu 1998 yılından bugüne kadar geçen on yıllık süre içerisinde ne yazık ki ilerleme, gelişme, büyüme ve birlik-beraberlik gibi kavramları içerisinde olgunlaştıramamıştır. On yıllık geçmiş mazisi sonucunda oluşmuş eksikliklere elbette yapıcı tenkitleri bulunmak her Alucralı’nın doğal hakkıdır.

Alucra Eğitim ve Kalkınma Vakfının bugün içine düşmüş olduğu kısır döngü ve giderek tabela vakfı haline dönmeye başlamasındaki etken "vakıf senedi"nin tam manası ile tartışılmadan tüm Alucra’yı kapsamadan  yazılmış ya da kopya edilmiş bir vakıf senedi olmasıdır. Alucra Eğitim ve Kalkınma Vakfı mütevelli heyeti (Genel Kurul Üyeleri-Vakfın Sahipleri) altmış dört (64) kişiden oluşmaktadır ki, ancak mütevelli heyetteki bir hemşerimizin vefatı durumun da evlatları vakfın üyesi olabilmektedir. İşte tam burada Alucra Vakfı senedinin diğer maddelerindeki eksiklikler tartışılması gerekiyorken,  mütevelli heyetini oluşturan hükümleri içeren  paragrafların bağlayıcılığı ile "Alucra Vakfında ben neden olamıyorum?" soruları ve muhataplarıyla Alucra Vakfı karşı karşıya kalmıştır. Kaldı ki, Alucra Vakfı mevcut mütevelli heyeti haliyle Türkiye ve Dünya’nın farklı bölgelerine yayılmış 250 bin özbe öz Alucralıyı temsil etmemektedir. On yıllık süre içerisinde de Alucra Vakfını oluşturan mütevelli heyeti üyeleri, yapılan ve görülen vakıf senedindeki eksiklikleri giderme yoluna gitmemeleri Alucra insanlarını yeni çatı arayışlarına sürüklemiştir. Tabii ki bu arayışlardaki tek etken Alucra’ya ve insanlarına hizmet etmek gayesi gütmekle beraber Alucralı Dayanışmasına da Alucra Vakfı başta olmak üzere tüm dernekler zarar vermiştir. Çok seslilik ve çok başlılık baş göstermeye başlamıştır.

Sayın Vakıf Başkanımız Muzaffer Danalıoğlu alucravakfi.org sitesinde yazmış olduğu yazıda  belirtikleri: "İnsanımızın Alucra Vakfına tam destek verememesinin nedeni vasıfsız, beceriksiz ve Alucralı ahlakından uzak zihniyetlerin yıkıcı eylemlerini, yapıcı eylemmiş gibi göstermelerinden dolayıdır. Alucra Vakfının alternatifi olmayan bir kurum olduğunu sizler de biliyorsunuz. Alucra Vakfı dün vardı, bugün de var, yarınlarda  da olacaktır." Sayın Danalıoğlu yazısında üstü kapalı olarak birilerini fırçalamaktadır. Alucra Vakfı olmadan sizler kendi başınıza ne yapıyorsunuz, Alucra Vakfının alternatifinin olmadığını  ve kurulmuş bulunan Alucra derneklerinin Alucra'yı temsil edemeyeceğinin vurgusunu yapmışlardır. On yıl süredir Alucra Vakfındaki eksiklikleri, toplumumuzu kucaklayıcı, birlik beraberlik ve dayanışma ruhunu artırıcı adımları ve düzenlemeleri insanlarımız beklemektedir. Yıllardır mevcut yapısı ve işleyişindeki aksaklıklara rağmen Alucra insanı, Alucra Vakfını kendi ocakları görmüşlerdir. Tabii gönül ister ki Alucra Vakfı’nın alternatifi olmasın. Nisan ayı içindeki Alucra Vakfı genel kurulunda Alucra İnsanına uygun "Demokratik Tüzük" değişikliği yapılmadığı taktirde önümüzdeki yıllar içinde Alucra Vakfı’nın yarınlardaki geleceğinden şüphe etmekteyim. Vakıflarda canlı varlıklardır; ‘doğar büyür  ve ölür, ya da doğar ve ölür.’ Alucra Vakfı doğmuş fakat büyüme evresine geçemeyen bir kurumdur. Vakıfların büyümesi gelirleri ile ölçülür,  ne yazık ki sayın vakıf başkanımız bir çok basın açıklamalarında Alucra Ekin Festivalini yapamadıklarını ve festivali biz yapacağız diyenler yüzünden üniversite öğrencilerine burs veremediklerini ifade etmişlerdir. Alucra Vakfının gelir kaynağı olarak  Ekin festivalini göstermişlerdir.

DEMOKRATİK TÜZÜK

Alucra Eğitim ve Kalkınma Vakfı mutlaka  vakıf senedini yeni baştan tekrar düzenlemeli ve Nisan'da yapılacak genel kurula sunmalı ve tüzük değişikliğini yapabilmelidir. Alucra insanının beklentisi, Alucralının bölünmüşlüğene, birlikte tek bir karar verecek merciye Alucra Vakfının kavuşmasını arzu etmektedir. Türkiyemizde bir çok büyük kitleri içine almış kitlenin içindeki bir tane bireyi dahi dışında koymamış demokratik vakıflar bulunmaktadır. Vakıf senetleri incelendiğinde yüzyıllar boyunca kitlelerine yasalar ışığında hizmet verebilecek yapılara kavuşmuş bünyeleri her zaman genç kalmış vakıflar olarak varlığını sürderebilecekleri görülecektir. Ekşioğlu Vakfı ve Nuhoğlu Vakfı’nı örnek olarak verebilirim. Kendim de üyesi olduğum Ekşioğlu Vakfı’nın 27.01.2008 tarihindeki Kadıköy/Prenses Otelde yapılan genel kurulunda yapılan demokratik seçimler ve vakfın bünyesindeki organlara (Yönetim Kurulu, Vakıf meclisi, Denetleme kurulu, Haysiyet ve Sicil Kurulu, Yüksek İstişare Kurulu, Yüksek Hakemler Kurulu) yapılan  üye seçimleri ve organların görev yetkilerine baktığımda ne kadar isabetli bir vakıf senedi hazırlanmış olduğunu gözlemledim. Vakıfa üye olmak isteyen kişileri, üyeliğe kabul eden Haysiyet ve Sicil Kurulu’dur. Vakıfı resmi kurumlarda temsil eden Vakıf Meclis başkanıdır. Şunu gördüm ki Ekşioğlu Vakfında her isteyenin  ya da zümrenin istediği gibi atını oynatamayacağı vakıf olduğu gerçeğidir. Alucra Vakfı’nın da Ekşioğlu Vakfı gibi bir yapıya kavuşmasını ve Alucralılar ile beraber tek karar verebilecek yapıya kavuşmasını arzularım. İşte o zaman Alucralılar Türkiye de söz sahibi olacak itibarı artacaktır. Unutmayalım, "küçük olsun benim olsun" mantığı ile nemalanmanın peşinde olanlara fırsat vermeyelim. Deve kuşu gibi başımızı kuma sokmayalım, başımızı çıkaralım. Dünya gerçeklerini ve Alucra gerçeklerini görelim.  Alucra çok büyük bir camiadır. Unutulmasın!.. Hiçbir şey alternatifsiz değildir.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
alucrahaber