Alucra’da İz Bırakanlar İhsan Tekoğlu

Sessizce aramızdan ayrılıp 15 Temmuz 2015 tarihinde ebediyete intikal eden İhsan Tekoğlu ile Araştırmacı Yazar Murat Dursun Tosunoğlu'nun röportajını sizlerle paylaşıyoruz.

+26
Haber albümü için resme tıklayın

Sessizce aramızdan ayrılıp 15 Temmuz 2015 tarihinde ebediyete intikal eden İhsan Tekoğlu ile 2014 yılında Alucrahaber.com ve kendi şahsi blogunda araştırma ve makalalerini paylaşan değerli hemşehrimiz Murat Dursun Tosun'nun röportajını sizlerle paylaşıyoruz.

Merhum İhsan ağabeyimizin Allah mekanını Cennet eylesin, merhumun Kabri Silivri Ali Paşa Küyünde bulunan aile kabristanlığına defnedilmiştir.

Tekoğlu ailesine tekrar sabırlar diliyoruz.

Giriş: Sayın İhsan Tekoğlu Beyle yaptığımız sohbetin içeriğine geçmeden önce kısaca bu söyleşinin hikâyesini de yazmak istiyorum. Bundan önce İhsan Bey pek çok kez beni misafir etti, özel arkadaşlarımızla ve grup olarak değişik mekânlarda ağırladı. Hepsinde de misafirperverliğin en güzelini gösterdi. Bu kez de ben kendisini misafir etmek ve bu sırada söyleşide bulunmak istediğimi kendisine ilettim. Sağ olsun beni kırmadı ve kabul etti.

Buluşma mekânı olarak 21 Mayıs 2014 "Merkez Efendi Camisini seçtik. Burada hem öğle namazını eda edecek, namazdan sonra da bu civarda bulunan ve isim yapmış köftecide yemek yiyecektik. Kendisine sürpriz olarak benim özel dostum 33 yıllık arkadaşım Elektrik Yüksek Mühendisi SayınDoğan Loğlaroğluda bizimle olacaktı. Fakat son anda onun önemli bir işi çıkması üzerine o katılamadı. Oğlum Ramazan'la birlikte İhsan Beyle buluştuk. Namaza kadar zamanımız olduğu içinMerkez Efendi Türbesini ve kabristanlığını ziyaret ettik. Burada Erzurumlu bir amcamızla da sohbetimiz oldu. Bir ara hadi rahmetliErbakanın kabrini ziyaret edelim demesi üzerine Erbakanın kabrini de ziyaret ettik.

(İhsan Tekoğlu Erbakan Hocanın ruhuna Fatiha okuyor)

Öğlen namazından sonra da köfteciye gittik. Mekân kalabalık olduğu için bir kişinin oturduğu masaya müsaade isteyerek biz de oturduk. Doğal olarak kendisiyle tanıştık. Trabzonun Of kazasından olanMustafa Turanile ortak tanıdıklarımız da çıktı. Rahmetli halamın eşinin Oflu MeşhurCemal (Seyhan) Hocaolması ve yeğenleriyle Haznedarda komşu olması muhabbetimizi artırdı. Yemek sonunda biz üç kişiyiz sen teksin bizim misafirimizsin dedikse de kabul etmedi ve :Siz benim masama geldiniz kesinlikle olmazdedi. Ben,İhsan Bey benim misafirim, sözleşerek geldikdedimse de kabul etmedi ve bize ödeme yaptırmadı. İhsan Beyi ağırlamak da bana nasip olmadı, kısmetse bir başka zamana kaldı. Allahın dediği olur. Mustafa Beye teşekkür ederek ayrıldıktan sonra bir başka mekâna geçerek İhsan Beyle olan söyleşimize başladık. Ancak, bir görüşmede sohbetimizin bitmeyeceğini anlayınca bir hafta sonra tekrar buluşmak için sözleştik.

(İhsan Tekoğlu ve Murat Dursun Tosun Merkez Efendi bahçesinde - 21 Mayıs 2014)

Verilen söz üzerine bir hafta sonra 28.05.2014 tarihinde tekrar aynı yerde bir araya geldik. Bu kez Doğan Loğlaroğlu da bizimle birlikte oldu ve ikisini birlikte ağırlamak bana nasip oldu. Yemek sırasında İhsan Bey ve Doğan Bey ile tarihi ve bilimsel sohbet yaptık. Doğan Bey işi nedeniyle biraz erken ayrıldı. Bundan sonra biz de kalan röportajımıza devam ettik. Buna göre röportajımızın ilk bölümünde İhsan Beyin genel hayat hikâyesiyle ilgili konuları, ikinci bölümünde sosyal ve siyasal hayatını ve üçüncü bölümünde ise ilmi ve araştırmacı yönüyle ilgili konuları değerlendirdik. Çünkü İhsan Tekoğlunun ilim, araştırma ve fikir dünyası çok geniş ve çok ilginçtir. Bundan sonraki bölümde söyleşimiz soru cevap şeklinde değil biyografi formatında anlatılacaktır:

(Doğan Loğlaroğlu, İhsan Tekoğlu ve Murat Dursun Tosun bir arada Merkez Efendi İstanbul - 28.05.2014)

İhsan Tekoğlu Kimdir ?

İhsan Tekoğlu, 5 Ekim 1938 yılında Alucranın Pirili Köyünde doğdu. İlk ve Orta Okulu Alucrada bitirdikten sonra Meslek Lisesi düzeyinde eğitim veren Ankara Sağlık Memurları Okulu'na devam etti. Bu okul Türkiyede dalında tek olma özelliği taşıyan, lise müfredatı yanında tıp fakültesinin yarı müfredatını da ders olarak okutan bir okuldur. Aynı zamanda hastanelerde poliklinik ve klinik çalışmalarıyla da uygulamalı bir çeşit tıp eğitimi veren özel bir okul olarak tek örnek olmuştur.(İhsan Tekoğlu, 700 talebesi ile yatılı eğitim veren bu okulu, okul altıncısı olarak Haziran 1957 yılında bitirdi ve tayini Mardin ili valiliği emrine çıkarıldı.)

İhsan Tekoğlu Mardin Hastanesinde Eğitim Görüyor

Mezun olduktan sonra Mardin'in İdil İlçesinin Trahom Tabibliği emrine tayin oldu. Trahom hastalığı o yıllarda o bölgede önemli bir hastalıktı ve önü alınmaya çalışılıyordu. Türkiye çapında Güney Doğu başta olmak üzere Trahom ile Savaş kampanyası başlatılmıştı ve İhsan Tekoğlu bu savaşta yer almış, Mardin Hastanesinde dört buçuk ay kadar eğitim almış ve göz kapağına operasyon yapacak uzmanlık düzeyine ulaşmıştır. Buraları köy köy gezmiş ve trahom hastalarına hizmet vermiştir. İdil, Cizre ve Midyat yörelerinde aldığı eğitimin uygulamalarını yapmıştır. Bu bölgede ikibuçuk yıl çalışmış ve yedek subay olarak askere gitmek üzere ayrılmıştır. (Gençlik yıllarında tanıştığı arkadaşları ile kurduğu arkadaşlıklar halen devam etmektedir. Mahmut Oktay, Hamit Kutlu ve Mehmet Ziya Oktay ile arkadaşlıkları kesintisiz devam etmektedir.)

İhsan Tekoğlu Askere Gidiyor

1959 yılı sonunda ise, Yedek Subay olarak İzmir Narlıdere Sıhhiye Yedek Subay Okuluna gitti. Burada da doktor, diş tabibi ve sağlık memurlarıyla birlikte beş buçuk ay eğitim aldı. Bu eğitimini de üçüncülükle bitirdi.Alucrada sürgün olarak Askerlik Şube Başkanlığı yapan Tuğgeneral Necati Toydemir ile karşılaştı. Paşa Yedek Subay Okulunun Komutanı idi. Paşa aynı zamanda İhsan Tekoğlunun babası Mehmet Tekoğlu ile yakın dost ve arkadaş idi. Hafta sonları Pirili Köyündeki evlerine misafir olan Paşa, İhsan Tekoğlunu tanıdı. İhsan Tekoğlu babasından Paşaya yazılan mektubu kendisine verdi. Paşa çok mutlu oldu. İhsan Tekoğlu Komutanı tanıdığı için arkadaşları arasında okulun popüler talebesi olarak öne çıktı.

Kurada İstanbul Topkapı 66 Piyade Tümeni Sıhhiye Taburu Komutanlığına tayini çıktı. Burada komutan vekilliği görevinde bulundu, kendisini geliştirdi. İhsan Tekoğlu askerlik döneminde Motorlu Sıhhiye Bölüğü komutan vekilliği de yaptı. Kendisini aynı zamanda oto tamir kademeleri kurarak ordonat konularında başarılı çalışmalar yaptı. Yıllık iznini askerlik sonu almak ve Tıp Fakültesi imtihanlarına hazırlamak düşüncesindeyken acı ve sürpriz bir durumla karşılaştı. (Yıllık iznini alarak birliğinden ayrıldı ve onu uğurlayan askerler gözyaşlarını tutamadı. Kendisini halen Tokat İlinde yaşayan onbaşı Osman Özyer, Urfada yaşayan bölük yazıcısı Eyüp Özçınar ve Sivasta yaşayan Remzi Eroğlu aramaktadır.)

(Dr. Erdoğan Alpay ve İhsan Tekoğlu 66. Piyade Tümeni Kışlasında birlikte görülmektedir.)

27 Mayıs 1960 İhtilali Oldu

6 Haziran 1960 yılında yedek subay askerken bir haber aldı ve Alucra'da "Belediye Başkanı" olan babası Mehmet Tekoğlu'nun tutuklandığını öğrendi. Bunun üzerine izin alarak Ankaraya gitti.

Burada yedek subay arkadaşı Dr. Erdoğan Alpay'ın dayısı olan Ankara Garnizon Komutanı Tuğgeneral Necdet Koçak Paşa ile görüştü. Onun aracılığıyla da Orgeneral Fahri Özdilek ile görüştü. Ona babasının haksız yere tutuklandığını anlattı ise de, istediği sonucu alamadı. Fahri Özdilek Paşa kendisine; Oğlum, iş bizden çıkmış, hukuka intikal etmiş, adalete güvenin, baban haklıysa hapisten çıkardeyince; bunun üzerine Alucraya gitti. Tutuklanma nedenini anlamaya çalıştı. O dönem Alucrada görevli bir hâkimin edep dışı bir davranışına erdemli bir tavır göstererek karşı çıkan Mehmet Tekoğlu ve Başkan Vekili Ahmet Bıyıkçı başta olmak üzere; adı geçen hâkimin intikam almak için, Alucra Belediye kadrosundan birçok görevliyi tutukladığını öğrendi. Hâkim suç olarak görevi kötüye kullanmak ve zimmet suçlarını gerekçe göstermişti.

Babası Mehmet Tekoğlu Alucrada dava vekilliği yapmış, medeni hukuku ve Osmanlı hukukunu çok iyi bilen kültürlü bir insandı. Demokrat Parti Alucra İlçe Kurucu Başkanlığı yapmış ve daha sonra Belediye Başkanı seçilmişti.

27 Mayıs 1960 İhtilali olunca dönemin siyasi gerginliği ile Demokrat Partili olanlar baskı altına alınmıştı. Bu durumu rahmetli Osman Ekşi ile yaptığımız sohbette de dinlemiş ve yayınlamıştık. Buna göre; Alucrada Demokrat Partinin ilk kurucuları Temel Çıtıroğlu, Mehmet Tekoğlu, Gücük Osman Ekşi, Hasan Kınık, Ahmet Anaç, İskender Zerin, Bayram Köymen ve Hasan Topkara'dır. 1960 ihtilalinden sonra bu kişilerden kaçmayanlar içeri alınarak bir süre gözetim altında tutulmuştur. İlk önce Belediye Başkanı Mehmet Tekoğlu hâkimin garazından dolayı tutuklanmış, birkaç gün sonra da diğer belediye görevlileri toptan tutuklanmıştır.

Alucra Belediyesi eski başkanlarından Kemal Bıyıkçı ile yaptığımız sohbette Mehmet Tekoğlunun o dönem yaşadıklarını aşağıdaki gibi anlatmıştı :

1960 ihtilâlinde Mehmet TEKOĞLU Belediye Başkanı iken Babam Ahmet BIYIKÇIda DPden Encümen Azası idi. İhtilal olur olmaz şikâyet edildiler. Bunun üzerine belediye başkanı, 2 encümen üyesi, 1 belediye memuru, muhasebe müdürü ve 1 zabıta tevkif edilmişler. Özellikle TEKOĞLU hakkındaki suçlama zimmetine para geçirdiği şeklinde olmuş. O günlerde baskı o kadar şiddetliymiş ki TEKOĞLU Yassı Adaya gider diye yorumlar dahi yapılmakta imiş.

Mehmet Tekoğlu

Bu nedenle avukatlar dahi savunmayı üstlenmek istememişler. Güç bela Şebinkarahisardan bir avukatla temas kurmuşlar ve avukat dosyayı inceledikten sonra,suç unsuru yoktur; bu dava siyasidir diyerek davayı üstlenmeyi kabul etmiş. 2 ay sonra TEKOĞLU hariç tutuklananların tamamı tahliye olmuş. Kemal Bıyıkçının babası Ahmet BIYIKÇI tahliye olmuş ama bu tahliyeyi içine sindiremeyerek; mahkeme başkanına Reis Bey TEKOĞLU rahatsız, onu tahliye edin, ben içeride kalayım demiş, demiş ama doğal olarak talebi kabul görmemiş. (Ne yazık ki böyle erdemli ve değerli insanlara günümüzde rastlanılmamaktadır.)

Yargılama sonunda TEKOĞLUnun da suçsuzluğu anlaşılmış ve o da tahliye edilmiş. Üstelik bırakın zimmetine para geçirmeyi, cebinden belediyeye para harcadığı ve yirmi yedi bin lira alacaklı olduğu anlaşılmış ve paranın kendisine ödenmesine karar verilmiş. Bunun üzerine belediye kamyonu satılarak TEKOĞLUna olan borcu ödenmiştir. Bu konuda İhsan Beyin açıklaması ise şu şekildedir:

Babam Mehmet Tekoğlu Belediye Başkanlığı döneminde 17 ay maaş almamıştır. Bu durum, o tarihlerde yayınlanan Milliyet Gazetesinde haber yapılmıştır. Belediyeden alacağı 27 bin TLden (o dönemin parası) çok fazladır. Cebinden ve borçlanarak yaptığı birçok imar işleri yer altında kaldığı için ölçümlenememiş ve bedelleri alınamamıştır. Bu nedenle asıl alacağı aldığının iki-üç katıdır. Alucraya helal olsun. (Bu bilgileri Alucra tarihine ışık tutmak amacıyla yazıyorum. M.D.T.)

(27 Mayıs 1960 İhtilalinde keyfi olarak tutuklananAlucra Belediye Başkanı Mehmet TekoğluAlucra Ceza ve Tutukevinde görülmektedir. Bir bakıma 27 Mayıs İhtilalinde tutuklanan Mehmet Tekoğlu ve tüm Belediye Üyeleri tarihe demokrasi gazisi olarak geçmiştir.―M.D.T.)

İhsan Tekoğlu Sason İlçesinde Görev Yapıyor

İhsan Tekoğlu, yedek subay asker iken ikinci lise olarak da Marif Gece Lisesini bitirdi. Teskere aldıktan sonra Tıbbiyeye devam edecekken, bu olaylar sonrasında mecburen memuriyete döndü. Siirt'in Sason ilçesine tayini çıktı. Burada üç buçuk yıl hükümet tabibi vekilliği yaptı. Sason İlçesini, bir ebe ve bir odacı ile yönetti. Sağlık Bakanlığından üç defa Takdirname aldı. Bu görevi sırasında Elazığ Cüzzam Hastanesinde 4 ay uygulamalı kurs gördü. Daha sonra görev yerindeki cüzzam hastalarını toplayarak tedavileri için Elazığ Cüzzam Hastanesine götürdü. Trahom Savaşı gibi Cüzzam Savaşında İhsan Tekoğluna çok başarılı olduğu için Takdirname kazandırdı.

Eczanesi olmayan Sasonda kendi parası ile kredili olarak aldığı ilaçlarla Ecza Dolabı açmış, eczane gibi hizmet vermiş; bu hizmeti sırasında fakirlerden ve askerlerden para almamıştır. Hizmet yaptığı süre içinde halkla öyle güçlü bir bağ kurdu ki, Sasondan ayrılırken birkaç bin kişi onu uğurlamak için toplandı. (İhsan Tekoğlu Tıp Fakültesini bitiremedi ama Yüce Allahın takdiri olarak, o tarihlerde doktor açığı olduğu için; fiilen ve vekaleten doktorluk yaptı. Mardin ve Siirtli birçok dostu halen kendisini aramakta, ziyaret etmekte ve karşılıklı ilişkileri devam etmektedir.)

Sağlık Kurumları İş Yönetimi Kursuna katıldı, daha sonra kendisi de buralarda ders verdi. İyice pişerek ve kendisini geliştirerek hayat mücadelesi verdi. (Kendisinin hayatını özet olarak yazarken gördüğüm gerçek şudur İhsan Tekoğlu gerçekten de Allahın ilk emri İkra! yâni, Oku! emrini yerine getirmiş bir insandır. Kendisi akademik düzeyde eğitim almadığı halde; kamu yönetimi, sağlık (tıp), ticaret ve sanayi, pazarlama, tekstil, inşaat, ilahiyat, tarih, edebiyat ve sosyoloji dallarında üst düzey bir uzman konumundadır.―M.D.T.)

İhsan Tekoğlu İstanbula Tayin Oluyor

1963 Ekim Ayında Giresun Millet Vekili merhum Ali Köymen'in aracılığıyla Sasondan Üsküdar Cankurtaran Tabibliğine yönetici olarak atandı. Buranın Baş Tabibi Dr. Niyazi Uşaklıgil Alucrada hükümet tabibliği yapmış, babasının arkadaşlarından birisi çıktı. Buradaki görevi ayda 15 gece bu kurumu yönetmek olmuştur. (Gündüzleri boş olduğu için, ikinci bir iş olarak ilaç pazarlamacılığı yapmış ve başarılı olmuştur.―M.D.T.)

İhsan Tekoğlu İlaç Pazarlamacılığı Yapıyor

Bir süre Üsküdar Cankurtaran Tabipliğinde geceleri yöneticilik yaptıktan sonra, 1964 yılı Şubat ayında Han İlaç Fabrikası İstanbul Bölge Pazarlama Müdürü oldu. Bu görevde başarı sağlayınca Türkiye genelinde iş yapma teklifi aldı. 1 ay izin alarak Adanada işe başladı. Çok başarılı olunca istifa ederek ilaç fabrikasında yüksek maaş ve primle işe başladı. Başarılı çalışmaları sonucu yüksek oranlarda para kazandı, ailenin borçlarını ödedi. Yaklaşık 2 sene bu işe devam etti. Tüm Türkiyeyi üç defa adım adım dolaştı. Pazarlamanın yanında gezilerinde Türkiyeyi yakından tanıdı. Sosyolojik, tarihi, demografik (halk bilimi) ve kültürel araştırmalar yaptı. (Kendisinin Türkiyenin bir çok yerinde halen 50-60 yıllık dostları vardır.―M.D.T.)

İhsan Tekoğlu Tekstil İşi Yapıyor

Babası ben yaşlandım ailece İstanbula gelelim çocuklar okusun, elbirliği yapalım dediğinden Cağaloğlunda imalathanesi bulunan, Bakırköy Kuleli mevkiinde fabrikası yapılıyor olan ilaç şirketinin fabrika sahibi Ahmet Ayhan Attaroğlu'nun: Oğlum gitme % 49una seni ortak yapayım teklifini geri çevirdi ve aile birliği için işten ayrıldı. (Kazandığı paralarla dokuma tezgahı alarak kumaşçılık yapmış ve ana-baba ve kardeşlerine bakıp; onları okutmuştur.―M.D.T.)

O tarihte iki yaş büyük kardeşi Tahsin Tekoğlu bir tekstil şirketinde çalışıyor ve iş ortaklığı bulunuyordu. İhsan Tekoğlu ilaç fabrikasını bıraktıktan sonra, birlikte Teknik Mensucat Kollektif Şirketi İhsan Tekoğlu ve Ortakları şirketini kurdular. 1966dan 1976ya kadar beraber çalıştılar. Sefaköydeki kumaş fabrikasında yöneticilik yaptı. İhsan Tekoğlu bu süre içinde fabrikada 50 işçiyi yatırdı ve üç öğün yemek verdi. Ne var ki o dönem Rusçu ve Çinci sendikalar işçilere; topluma ve düzene isyan etmeyi aşılıyorlar ve çalışma düzenini bozuyorlardı. Sol bir sendika toplu sözleşme çağrısı yaptı. Buna karşı çıkan İhsan Tekoğlu, bu süre içinde işyerinde işçilerin kendi isteğiyle sendika kurdu. İşçilerle toplu sözleşme yaptı. O dönem hiçbir tekstil fabrikasında bulunmayan mevcut hakları daha da geliştirerek toplu sözleşmede kayda geçirdi. 10 Şubat 1976da İhsan Tekoğlu istemeyerek şirketten ayrıldı. (Solcu sendika kendisini arayarak İhsan Tekoğluna :Bizimle iş tutsaydın daha ucuz olurdudemiştir. Ne yazık ki sendikal hayatımız dünya standartlarında değildir. İhsan Tekoğlu kendi işyerinde dinimize ve milletimize örnek olacak sendikal düzenlemeleri gerçekleştirmiştir. Kendisi bu fabrikadan ayrıldığında işçilerle helâllaşmış ve işçiler onu ağlayarak uğurlamıştır.)

İhsan Tekoğlunun Siyasi Hayatı

Kendisi aynı zamanda 1973-1977 arası MHPnın İstanbul 2. Başkanlığını, Başkan Vekilliği ve Genel Sekreterliğini yaptı. İhsan Beyin siyasetçiliği kişisel beklentilerinden değil, o günün şartlarında memleketin içinde bulunduğu duruma katkı yapabilmek içindir. Gerektiğinde maddi katkı da sağlamıştır. Kendisi siyaset hayatı için şöyle söylüyor :

Biz o dönemde ne siyaset yaptık, ne de politika yaptık. Biz sadece Vatan Savunması yaptık. Aslında ben MHP İstanbul Yöneticiliğini ve partide görev almayı hiçbir zaman istemedim. Beni İl Kongresine davet ettiler, davete icabet ettim. Seçim için liste dağıtıldığında; rahmetli şehit Recep Haşatlı'nın yanında beni de listeye aldıklarını gördüm. Biran için kongre divan başkanlığına aday olmadığımı bildirmek istedimse de, iş işten geçmiş, bu görev bir bakıma bana kader olmuş diyerek kadere razı oldum. O günlerde eski cumhurbaşkanlarından Celal Bayar eğer bu kış Türkiye Sovyetlerin eline geçmezse, bir daha geçmez demiştir. Bu nedenle o dönemde biz politika ve siyaseti, aslında "Vatan Savunması için yaptık" demiştir. Ve bu konuda şu sözleri söylemiştir: Çok partili demokratik hayata geçtikten sonra, birçok parti gelip geçmiş ve iktidar olmuştur. MHP ise tek başına iktidar olup kendi fikirlerini uygulama fırsatı bulamamıştır. MHPnin gerçek ekonomik, sosyal ve siyasal görüşü bu coğrafyada milletimizin ayakta kalması ve yok olmaması için en iyi reçetedir. Aynı zamanda etnik gruplar üstü ; milletin kardeşliğini esas alan, mezhepler üstü ; Kuran kaynaklı gerçek İslamı günümüze söyleten bir anlayış Türk İslam Ülküsü olarak bu topraklar için en hayırlı çıkış yoludur. Türklükten maksat ırkçılık olmayıp bütün vatandaşları kaplayan Kültürel bir yapı olarak anlaşılmalıdır. Hiç kimse ırkını, nerede ve kimden , hangi etnik gruptan doğacağını bilemez ve karar veremez. İnsan için ancak kendisini yaratan Allaha olan imanını ve imana dayanan ahlakını seçmek ve bunlardan sorumlu tutulmak vardır. Dolayısıyla etnik, mezhep ve siyasal görüşler bu milletin kardeşliğini bozmamalıdır.)

İhsan Tekoğlu İnşaat İşine Giriyor

Tekstil şirketinden ayrıldıktan sonra İstek İnşaat Kollektif Şirketi'ni kurdu, taahhüt işine girdi. Yozgat İli, Çekerek İlçesinde sosyal konut inşaatları ile Şefaatli ilçesinde Zirai Donanım'a ait depo, lojman, yol, elektrik hatları ve diğer inşaatları yaptı, bitirdi ve başarı ile teslim etti. 1978 yılında inşaat işini de bıraktı. İhsan Tekoğlunun çok özel şu anısından ders almak gerekir: 150 haneli, cami, okul, spor sahası, su tesisatları, çeşme, ahır ve yol gibi komple yeni bir köy inşaatlarını ihale olarak İmar ve İskan Bakanlığı Yozgat Valiliğini yetkili kılmıştı. Bu ihaleye İhsan Tekoğlunun şirketi İstek İnşaat Şirketinden başka hiçbir şirket girmemiştir. Aslında İhsan Tekoğlu bu köy yapım ihalesini kendisi Yozgat Valiliğine taşımıştır. Ne var ki, dosyayı iyi inceleyip içindeki tutarsızlıkları gördüğünde, ihaleyi almaktan vazgeçmiştir. İhale komisyonu toplanmış ve Yozgat Valisi toplantıyı açarak şöyle demiştir :

―Yozgat Valisi: Müteahhit Bey, ihalede yalnız sizin şirketiniz var. Sembolik bir indirim yapın, bu işi bitirelim.

―İhsan Tekoğlu: Yapmam Vali Bey.

―Yozgat Valisi: Beyefendi usuldendir, indirim yapmazsanız hakkımızda şaibe (şüphe) oluşur. Çok az da olsa indirim yapmanızda sizin için de, bizim için de yarar var.

―İhsan Tekoğlu :Vali Bey, işi almıyorum ki indirim yapayım. Bu proje 150 hanelik komple bütün alt ve üst yapılarıyla birlikte büyük bir projedir. Dosyayı inceledim. Birim fiyatları enflasyonun çok altındadır. Bu enflasyonist dönemde her gün fiyatlar hızla yükseliyor. Her ne kadar Bakanlık fiyat ayarlaması yapsa da, şirketler zarar ediyor, işi bırakıp kaçıyor. Bu işi kim alırsa alsın, bu şartlarda bu projeyi uygulayamaz. Çalsa da çırpsa da bitiremez. Yarım bırakır kaçar. Devlete ve millete yazık olur. Ben Çekerek ve Şefaatlideki inşaatlarımı bile zararla bitirip teslim ettim. Ben hayatımda hırsızlık nedir bilmem. Bundan sonra da hırsız olmam. Şahsınızdan özür diliyorum, bu işi almak istemiyorum demiştir.

―Yozgat Valisi :Arkadaş sana helâl olsun ! Seni tebrik ederim. Bu konuyu bir tutanakla olduğu gibi Bakanlığa bildireceğim ve dosyayı iade edeceğim. (Sözün bittiği yer burasıdır. Ben de Murat Dursun Tosun olarak; bu röportajı gerçekleştirirken, zamanın valisini ve zamanın müteahhidi İhsan Tekoğlunu tebrik ediyorum. Örnek alınması için bu hatırayı özellikle yazdım.)

İhsan Tekoğlu Yeniden Tekstil İşine Dönüyor

İstanbula döndü ve İp-Teks A.Ş. ni kurarak, yeniden tekstil işine başladı. İhsan Tekoğlunun 1978den sonra kurduğu şirketler sırası ile şöyledir ;

İp-Teks A.Ş. (İplik Üretim ve Pazarlama) , Yün-Tek A.Ş. (Yünlü Kumaş Üretimi), Tur-Tek (Turizm), Yapı-Tek (İnşaat ve Yapı Elemanları), Kon-Tek (Konut İnşaatları), Çorlu İplik A.Ş. (İplik ve Kumaş Üretimi), Ya-Pa (Yatırım ve Pazarlama) gibi birçok şirket kurdu. Özcan Teks A.Ş. (Döşemelik Kumaş) şirketine de ortak oldu. Ortakları yüzünden çoğundan zarar etti. 2011de işlerini tasfiye etti ve ticari faaliyeti bıraktı. Kendisi bu dönemlerde doğduğu Pirili Köyü ve Alucraya birçok hayır işlerinde yardım ettiği gibi; Türkiyenin başka yerlerinde de yardım işlerine el uzatmıştır. ABDye kendi ve çevresinden finanse ederek birçok hasta göndermiştir. (İstanbulda tekstil (kumaş, döşemelik kumaş ve iplik) sektöründe İstanbul Ticaret Odasında duayen bilir kişilik yapmıştır.)

İhsan Tekoğlunun Fikri ve İlmi Yönü

İhsan Tekoğlu, ilaç pazarlama döneminde yaptığı geziler sırasında Anadoluda sosyal, kültürel, etnik, etnografik ve tarihi araştırmalar yaptı. Kendisi ilaç (eczacılık), pazarlama, tekstil, tekstil makineleri ve inşaat alanında uzmanlık derecesinde bilgi sahibidir. Ayrıca tarih, sosyoloji ve ilahiyat konularında uzmandır. İslam ilahiyatı konusunda; tefsir, hadis ve fıkıh gibi dallarda 17 yıl ders almış veicazetsahibi olmuştur.Akabe Kültür ve Eğitim Vakfının 17 yıllık talebesidir. Akabe Vakfında Tefsir Dersleri, Huzur Dersleri, Ahlak Dersleri ve Esma-i Hüsna derslerini tamamlamıştır. Halen Envarul Kuran derslerine devam etmekte ve Kuran Tefsirini ilerletmeye çalışmaktadır. En önemli Hocaları Mustafa İslamoğlu ve Prof. Dr. Mehmet Okuyandır. İhsan Tekoğlu ayrıca Musevi ve Hristiyan ilahiyatlarını da incelemiş ve ana hatlarıyla kavramış bir insandır. Bununla birlikte en önemli düsturu Bütün kitaplar, kâinat, yer, gök, yazılı ve sözlü ne varsa hepsi benim hocamdır yaklaşımıdır.

Hz. Peygamber Efendimizin "Hikmet (gerçek bilgi) müminin yitik malıdır, Çinde de olsa gidip bulmalıdır (almalıdır) Hadis-i Şerifini en büyük yol gösterici olarak benimsemiştir. Ayrıca Hz. Alinin "Bilgi maldan üstündür, malı sen korursun, bilgi seni korur sözünden de çok etkilenmiştir. Çağdaş ve büyük müfessir Mustafa İslamoğlu'nun Bilmediğimizin talebesi (öğrencisi), bildiğimizin hocası (öğretmeni) olmalıyız özdeyişini de rehber edinmiştir. Evinde binlerce kaynak kitap ve seçkin eserlerle dolu kütüphaneleri vardır. Kendi ifadesine göre Alucra ve köylerinde hediye olarak binlerce kitap dağıtmıştır. Kendi köyü olan Pirili Köyü Derneğine ve Alucra Vakfına 150-200er kitap bağışlamıştır.

Şimdilerde kurduğu www.ihsantekoglu.com internet sitesinde yılların tecrübesi, deneyimi ve kültürel birikimi ile elde ettiği kazanımları halkla paylaşmakta ve birbirinden değerli, eğitici yazılarla irşat çalışmalarını sürdürmektedir. Sitesi Türkiyede büyük oranda takip edilmektedir. Ayrıca sitesinde yer açtığı konuk yazarlar bölümü ile de diğer yazarların yazılarının da toplumla buluşmasına katkı sağlamaktadır.(Murat Dursun Tosun olarak benim araştırma yazılarım bu sitede yayınlanmaktadır.)

İhsan Tekoğlunun birçok konuda yazdığı yüzlerce makalesi Batı Trakya Dergisi, Turan Dergisi, Giresun Degisi, Yesevi Dergisi, İstoç Dergisi, Alucra Dergisi, Yöre Gazetesi ve Vadi Gazetesi gibi yayın organlarında yayınlanmıştır. Yazıları birçok kitapta da yer almıştır. Halen birçok İnternet sitesinde yazıları yayınlanmaktadır. Bu arada kitap çıkarma hazırlıkları devam etmekte ve Münâfıklar isimli kitabı tamamlanmak üzeredir. Kuranın anlaşılması ve hayata geçirilip yaşanması içinKitabı (Kuranı) Anlamakismini verdiği bir çalışmayı da devam ettirmektedir. Ayrıca Allah ömür verirse Alucra için Bizim Kelimelerimiz isimli bir derleme ve araştırma kitabı yayınlamayı düşündüğünü söylemektedir.

İhsan Tekoğlu evindeki çalışma salonunda kitaplar arasında, gözleri hastalandığı halde devamlı çalışmaktadır. Kendi deyişiyle : Bilgi dağ başında da olsa çık al, kuyunun dibinde de olsa in al, internette de olsa gir al, kitapta da olsa aç al felsefesini yürütmektedir. İlim ve bilgi aşkı, Allah ve Peygamber aşkından sonra gelen en büyük aşktır. Hiçbir tutku bunların yerini tutamaz. 77 yaşında olan İhsan Tekoğlu gecenin yalnızlığında, kitaplar arasında bilgi peşinde koşmakta ve elde ettiği bilgileri insanlara ulaştırmak için göz nuru dökmektedir. Bu sevgiyi tanıyan birisi olarak kendisini tebrik ediyorum. M.D.T.)

(İhsan Tekoğlu, evindeki bilgisayar odasında kitap okuyor. Kendisinin 40 yıldır oturduğu ev tıka basa kitap doludur.―M.D.T.)

İhsan Tekoğlu Hayırsever Bir İnsandır

Kendisi aynı zamanda hayırseverliği ile de bilinmektedir. Yalova Çiftlikköyde bulunan çok değerli bir binasını dini eğitim hizmetlerinde kullanılmak üzere AKABE VAKFI'na bağlayıp vakfetmiştir. Akabe Vakfı İhsan Tekoğlu Eğitim ve Kültür Merkezi ismi verilen yerde halen eğitime devam edilmektedir.

(Akabe Vakfı Onursal Başkanı Mustafa İslamoğlu Hoca tarafından İhsan Tekoğluna ödül verilirken)

(İhsan Tekoğlunun Yalova Çiftlikköyde Akabe Vakfına bağışladığı bina)

Yukarıdaki bina 1991 yılında tamamlanmıştır. Türk-İslam Mimarisinin günümüze uyarlanmış bir eseridir. İç mimarisi tarihi kültürümüzü yansıtan tezyinatlarla süslenmiş çok değerli bir yapıttır. İhsan Tekoğlu bu binada daha önce ilim ve kültür çevrelerinden birçok dostunu ağırlamış ve kültürel etkinliklere zemin hazırlamıştır. Yapılan bilimsel sohbetlerde İstanbulun birçok maruf ilim ve din adamları bulunmuştur. Çevrede Beyaz Köşk olarak bilinen, giriş kapısındaki Kelime-i Şehadet ve Besmele yazıları ile dikkat çeken ve saygı uyandıran bu bina Akabe Vakfı İhsan Tekoğlu Eğitim ve Kültür Merkezi olarak hizmet vermeye devam etmektedir. Bu bağış ve vakfiye işini niçin Alucra ile ilgili bir kurum ile yapmadınız diye sorduğumda verdiği cevap şöyle oldu :Kendi köyüme ve kasabama daha önce birçok hayır ve hasenat yatırımları planlayıp yapmaya çalıştım. Ne var ki, ne köylülerim ve ne de Alucranın diğer kurum ve kuruluşlarının yöneticileri bir türlü ilgi duymadılar. Muhtelif sebeplerle sabote edip yapmak istediğim işleri engellediler. (İhsan Tekoğlu ile yaptığımız röportaj ve sohbet sırasında bu konudan yeni haberdar oldum. Bir hemşehrim ve dostum olarak kendisinin böyle bir vakfiyede bulunması, dini ve milli kültürümüze hizmet etmesi beni fazlasıyla memnun etti. Bu güzel ve örnek iş Sadaka-i Cariyedir. Böyle eserlere Salihat denilir. İslam Dininin en önemli özelliği bu güzel hareketlerle ortaya çıkar. Kendisini tebrik ederim.―M.D.T.)

(İhsan Tekoğlu, Akabe Vakfına bağışladığı binanın girişi önünde)

(Akabe Vakfı Onursal Başkanı Mustafa İslamoğlu Hocanın İhsan Tekoğlu ve Ailesi adına verdiği Berat yukarıdadır. Beratı incelediğimizde çok önemli bir nokta gözümden kaçmadı. Şöyle ki: Tekoğlu Ailesinin bekâ yurduna göçmüş olan büyüklerine, Rabbimizden ecr-i cemil niyaz ediyoruz. Sadaka-i cariyenin Son Saate kadar amel defterlerine ecir olarak kaydedilmesini Yüce Mevlamızdan niyaz ediyoruz. Akabe camiası olarak biz şahidiz. Rabbimiz de şahit olsun! Akabe Vakfı Onursal Başkanı ve Kuran Talebesi Mustafa İslamoğlu Anlaşılan o dur ki; İhsan Tekoğlu bu vakfiye ile bütün geçmişleri adına sadaka-i cariye olarak hayır yapmış. Doğrusu örnek ve güzel bir amel.―M.D.T.)

(İhsan Tekoğlunun Akabe Vakfında çocuklara ders verdiği günün sonrasında çekilmiş bir fotoğraf)

(İhsan Tekoğlunun Akabe Vakfında bayanlara verdiği konferans sırasında çekilmiş bir fotoğraf)

İhsan Tekoğlu Kendi Köyünede El Uzatmıştır

İhsan Tekoğlu ne memleketi olan çocukluğunun geçtiği Alucrayı ne de Pirili Köyünü hiçbir zaman unutmamıştır. Geçmişte kendi köyünde uygulamak istediği; içinde cami, imam evi, müezzin evi, muhtar odası, köy odası ve halıcılık kursu gibi üniteleri barındıran "Örnek Köy Projesi", köylüler arasındaki anlaşmazlık sebebiyle uygulanamamıştır. İhsan Tekoğlu daha sonra İstanbul Bayrampaşa Yeni Camisinin mimarı Fazıl Konuksever'i ve inşaat ekibini alarak bizzat köye gitmiştir. Yanında emekli imam Mustafa Bilmen, kendi akrabalarından Osman Abbasoğlu, merhum Pirili Köyü Dernek Başkanı Mehmet Çevirgen ile müteahhit Metin Pala bulunduğu halde, köylülerle imzalanan ikinci projenin protokolu, köylülerin sonradan vazgeçmeleri nedeniyle uygulanamamıştır. Bu durum karşısında İhsan Tekoğlu babası Mehmet Tekoğlunun: Oğlum, dedem İsmail Efendinin yaptırdığı camiyi restore et, yıkılmasın. Senden tek isteğim budur vasiyeti üzerine; köyündeki (Pirilideki) Büyük Dedesi Karamollaoğlu İsmail Efendinin yaptırdığı tarihi camiyi iki defa restore ettirmiştir. Aynı camiye İkizler Tepesinden su getirtmiş ve annesi Saliha Hanım adına şadırvan yaptırmıştır.

(İhsan Tekoğlu, Babası Mehmet Tekoğlunun sağlığında Örnek Köy Projesi hakkında babasına bilgi veriyor. Ne yazık ki köylüler aralarındaki çekememezlik yüzünden, protokol imzaladıkları halde bu projenin uygulanmasına karşı çıkmışlardır. Bu büyük Örnek Köy Projesini zamanın Giresun Valisi: Bu projeyi Pirili Köyüne ve Alucraya yapmayın. Bu proje Giresuna yakışır diyerek ironi yapmış ve kendisini tebrik etmiştir.―M.D.T.)

(İhsan Tekoğlunun Babası Mehmet Tekoğlunun vasiyeti üzerine, iki defa restore ettirdiği, Büyük Dedesi Karamollaoğlu İsmail Efendi Camisinin tarihi eser olan mihrabından bir görünüm)

(İhsan Tekoğlu köylülerle Kuran okuyor ve dua ediyor 1990)

(İhsan Tekoğlu 1990 yılında Pirili Köyünde köylüleri barıştırıp kaynaştırmak için topluca yemek vermiş ve köylüleri bir araya getirmiştir. Gaye köyün birliğini sağlamak veÖrnek Köy Projesini uygulamak olmuştur. Ne yazık ki dualarla barışan ve birleşen köylüler daha sonra İhsan Tekoğlunun bütün projelerine ; aralarındaki çekememezlik sebebiyle karşı çıkmıştır. İki defa külliye ve cami projesini istememişler ve bunun üzerine İhsan Tekoğlu ancak Babası Mehmet Tekoğlu'nun vasiyeti üzerine, Büyük Dedesi Karamollaoğlu İsmail Efendi'nin Camisini restore edebilmiştir. Yukardaki fotoğraf, toplu yemeğin sofralarından yaşlıların sofrasıdır)

İhsan Tekoğlu ve Alucra Çağrı Hareketi

(Alucra Çağrı Hareketi'nin üç önderi: Doğan Yakupoğlu, İhsan Tekoğlu ve Hasan Kaptı bir arada görülmektedir. Bu tarihi fotoğraf Giresun Dergisinde kapak olmuştur. Bu tarihi fotoğrafı röportajımızın içine almakla tarihe ışık tutmaya çalıştım.―M.D.T.)

Çağrı Hareketi Alucra tarihinin en önemli toplumsal olayıdır. İhsan Tekoğlu, Doğan Yakupoğlu ve Hasan Kaptı bir araya gelerek; 23 Nisan 2005 günü büyük bir toplantı yapmış ve Ahlakta ve Kardeşlikte Alucra Birliği çağrısını yapmıştır. Bu çağrı çok büyük ilgi görmüş ve İstanbul dışından birçok Alucralı katılmıştır. Çağrı Grubu olarak üç arkadaş, niçin böyle bir çağrı yaptıklarını şöyle açıklamıştır :İstanbulda ve Marmara Bölgesinde takriben yüz bini aşkın Alucralı yaşamaktadır. Bunlar örgütlü toplum olamamış ve kendilerini gün ışığına çıkaramamıştır. Çağrı Hareketinin düşüncesi, gurbetteki Alucralıları örgütlemek ve güçlü bir yapı haline getirmektir. Alucra İş Adamları, Alucra Gençlik Derneği, Alucra Kent Meclisi, Alucra Köy Dernekleri Federasyonu gibi yeni yapılanmalar kurarak; mevcut Alucra Vakfı ve Alucra ve Yöresi İmam Hatip Okulu Derneği ile birlikte yöre insanını örgütlü bir toplum haline getirmek, Çağrı Hareketinin tek hedefiydi. Ne var ki, Alucra İmam Hatip Derneği hariç, bir kısım siyasiler ve Alucra Vakfı bu hareketi kendilerine karşı bir hareket olarak düşünüp baltalamıştır. Çağrı Hareketinin en büyük başarısı, yöre insanına örgütlenmeyi ve böylece değil Türkiyede, Dünyada bile sesini duyuracağını anlatmak olmuştur. Somut olarak yaptığı en önemli iş ise; Alucraya Sivas Üniversitesine bağlı Yüksek Okul açılmasını gerçekleştirmek olmuştur. diyerek sözlerini tamamlamıştır. Bu konuda ayrıca şunları da eklemiştir : Biz, çağdaş, ahlaki, insani, bilimsel, sosyal ve ekonomik projelerle dolu fikrimizi; ne yazık ki bir kısım bozguncular yüzünden uygulama fırsatı bulamadık.diye ekledi.(Murat Dursun Tosun olarak ben de ; kendi memleketine ve kendi insanına hizmet etmeyi kendilerine amaç edinen bu insanları tebrik edip kutluyorum. ―M.D.T.)

İhsan Tekoğlunun Son Sözleri

İhsan Tekoğlu son sözleri olarak şunları söylemiştir:

Ben Kuran talebesiyim, son nefesime kadar bu talebelik devam edecek. Başka bir işim yok. Kendime hoca diyemiyorum. O kadar çok hoca var ki, bize sıra gelmez. Aslında hocalık bir hırka ve bir sarığa indirgenmiş şekilden ibarettir. Bazı hocalar din diye hikâye anlatıyor ve altınla tartılıyor. Bana herkes soru soruyor, bilirsem cevap veriyorum, bilmezsem daha sonra araştırıp cevap veriyorum. İnsanları yanıltmamak lazım. Bilip bilmeden din hükümleri hakkında konuşmak, fetva vermek ve insanları yanıltmak Allah katında cezayı gerektirir. Bu konularla ilgili olarak Kuranda ayetler vardır. Benim verdiğim cevaplarKuranveHadiskaynaklarına dayanır. Rahman ve Rahim olan Yüce Allaha hamd olsun ki, O bizi yarattı ve bizeakıl,iradevevicdanverdi. Bunlaremanettir, bu emanetlerden bize hesap sorulacak. Kuranı ne zaman okursam ilk defa okumuş gibi oluyorum, sanki Kuran bana yeni indiriliyor. Beni çok etkileyen şu üç Surenin bazı ayetlerini dile getirerek sözlerime son vermek istiyorum :

Hira (Arayış) dağında ilk nâzil olan (indirilen) beş ayet beni çok etkilemiştir.Oku! Yaradan Rabbin adına. O, insanı sevgi ve alakadan yarattı. Oku! Çünkü Rabbin sonsuz kerem (cömertlik) sahibidir. O, insana bilgiyi, kalemle yazmayı öğretti. O, insana bilmediklerini öğretti.(Alak, 96/1-5)Bu ilk beş ayeti anlayan insan; okur, yazar ve bilgiye ulaşır, ulaştığı bilgileri başkalarına ulaştırır. İkinci olarak şu ayetler beni Kurana bağladı.Rahman (olan Allah)! Kuranı öğretti. İnsanı O yarattı. İnsana beyânı (okumayı, öğrenmeyi, yazmayı, anlamayı ve anlatmayı) O öğretti.(Rahman 55/1-5)Bu ayetler insana Kuran okumayı, yanı sıra tüm ilimleri de okuyup öğrenmeyi ve kendisinin bu yeteneklere sahip olduğunu bildirmektedir. Bu yeteneklere sahip olduğu halde, elde ettiği bilgileri diğer insanlara ulaştırıp onları aydınlatmayan insan sorumlu tutulur. İlim sahibi her insan bu sorumluluğu yerine getirmelidir. Ne var ki bu sorumluluk dünyalık için kullanılmamalıdır.

Üçüncü etkilendiğim ayet şudur.Andolsun Biz Kuranı anlaşılıp, öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?(Kamer 54/17,22,32,40)Bu ayet Kamer Suresinde dört ayrı yerde aynen tekrarlanmıştır. Beni üzen ve derin derin düşündüren şey şudur;Ben Müslümanımdiyenler, bu ayetleri acaba hiç duymamış mı? Bu ayetleri insanlar duysun diye, yazılarımda yeri geldikçe yazıyorum. Aslında Kuran hazinedir ve hazinenin içinde her şey var. Ne yazık ki hazineyi açıp bakan yok. Bu üç ayet ve hatta Kuran baştanbaşa okumayı, çalışmayı, ilmi ve bilgi sahibi olmayı emrediyor. Hatta Yüce Allah Peygamber Efendimize :Rabbim, benim ilmi arttır.(Taha, 20/115)demesini emretmektedir. İnsanın değeri ilimle ölçülür. Düşünürlerimizden Yahya BeyŞerefi ilimledir insanın, / Farkı yok cahil ile hayvanındemiş ve ölçüyü koymuştur. Günümüzde birçok okumuş, bir yerlerden mezun olmuş insanların çoğu ne yazık ki cahildir. Bizim (Müslümanların ve Türklerin) asıl derdi; okumuş yarı aydınların başımıza yönetici olmasıdır. Hz.Mevlana :Kardeşim ancak fikirdir varlığın, / Gerisi ettir, kemiktir bir yığındemiş, Yunus Emre ise :İlim, ilim bilmektir, / İlim kendin bilmektir, / Sen kendin bilmezsin, / Bu nice okumaktırdiyerek ölçüyü koymuştur. Bütün peygamberlerin ve filozofların söylediği şu sözü söyleyelim ve :Kendini bilen Rabbini bilirdiyelim. Şunu unutmayalım ki, Kuran eşsiz bir hazinedir. Hazinenin sahibi ahiretteDin Gününde kurulanYüce Divanda; Yüce Allah,Benim Kitabımı niye okumadınız, niye anlamadınız ve insanlara niye anlatmadınız ?derse; halimiz nice olur diye düşünüyorum. Bu davanın sorumluları da düşünürse iyi olur diyorum. Hz.Yunusunşu sözleriyle sözümüzü bitirelim :Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz !(İhsan Bey sohbetimizle ilgili sözlerini bu şekilde bitirdi. Ancak bana bir sürpriz de o yaptı, röportaj içinde röportaj yaparak ben de sana üç soru soracağım ve senin vereceğin cevaplarının da bu metinde yer almasını istiyorum dedi. Elbette buyur sor dedim):

―İhsan Tekoğlu :Murat Bey sizi tanıdığım ilk günden bu güne kadar sizde büyük bir tevazu (alçak gönüllülük) ağırbaşlılık ve olgunluk görüyorum. Yöre insanına pek benzemiyorsunuz. Bu durum nereden ileri geliyor? Sizin soyunuzda büyük bir âlim olsa gerekir. Ne dersiniz?

―Murat Dursun Tosun :İhsan Bey hakkımdaki hüsn-i zannınız için öncelikle size çok teşekkür ederim. Bu sizin kalbinizin temizliğinden ileri gelmektedir. Ben İstanbul doğumluyum. 28 sene de İstanbul Atatürk Kültür Merkezinde görev yaptım. Yüksek Lisans Mezunuyum. İnsanların kalbini kırmamak için azami özen gösteriyorum. Bu durum naif olmayı gerektiriyor. Bunun haricinde İstanbulda doğmuş olsam da iyi bir Alucralı olduğumu düşünüyorum. Emekli olduktan sonra her yıl 3-4 ay Alucrada kalıyorum. Yöresine bağlı bir insan olduğum için yazdığım yazıların çoğu Alucra ve Şebinkarahisar tarihi ile ilgilidir. Bunun haricinde sosyal ve ahlaki yazılar da yazmaktayım.

Dedem Dane Molla Dursun Tosun on değişik yerde müftü ve vaizlik yapmış tanınmış bir din âlimidir. Belagatı yüksek bir kişi olarak bilinmektedir.

Rahmetli Babam da beyefendiliği ile bilinen, Likat İş Sendikasında İşçi Temsilciliği yapmış, bir dönem siyasetle uğraşmış Kağıthane Belediyesi Başkan Vekilliği görevinde bulunmuş, dernekçilik yapmış, Osman Erilli Hoca ile birlikte Alucra İmam Hatip Okulu için çalışmış sosyal bir insandır.

Benim yapmaya çalıştığım da bu insanlara layık olmaktır. İlaveten çabalarım ileride hayırlı bir insan olarak anılmaktır.

―İhsan Tekoğlu :Naht sanatında çok güzel göz nuru ve el emeği eserleriniz var. Bu sanatı nereden öğrendiniz?

―Murat Dursun Tosun :İstanbul Atatürk Kültür Merkezinde uzun yıllar birlikte çalıştığım İnşaat Mühendisi Salih Zeki Tekin taş oymacılığına meraklıydı daha sonra ahşapla hattı buluşturan çalışmalara yöneldi. Benim el becerimin yüksek olduğunu bildiğinden beni Naht Sanatına teşvik etti. Yaklaşık altı senedir ben de naht çalışmaları yapıyorum, kendisinden icazet aldım. İki kez sergi açtım.9

―İhsan Tekoğlu :Kitap çıkarma hazırlığında olduğunuzu biliyorum. Basıma verdiğiniz bu kitabın adı nedir? Ayrıca ilk bölümü bizim sitemizde de yayınlanan Dedim-Buyurdun isimli (başlıklı) yazılarınızı kitap olarak yayınlamayı düşünüyor musunuz?

―Murat Dursun Tosun :Yayınlatmak hazırlığı içinde olduğum kitabın adı Çeçenzade Hacı Hasan Paşanın Hayatı olacak. Kendisi aslen Karahisar-i Şarkilidir ve birçok görevinin yanı sıra Trabzon, Erzurum ve Sivas Valisi olmuş, önemli bir şahsiyettir. Matbaa ile görüşmelerimiz devam ediyor, henüz tam bir anlaşma sağlayabilmiş değiliz. Bu kitap bastırma işi görüldüğü kadar kolay değil. Her şeyden önce maddi karşılığını bulmanız gerekiyor. Bu da kişisel imkânlarla belli bir yere kadar götürülebiliyor. Dedim-Buyurdun çalışması da bu kapsamda değerlendirilmeli. Şu ana kadar Alucralı yaklaşık 50 kişi ile röportaj yaptım. Bu çalışmada Alucranın Emektar Şahsiyetleri (İz Bırakanlar) ismiyle kitap olabilir. Ayrıca Şebinkarahisar ve Alucra tarihi ile ilgili de yüzlerce yazım var, bunlarda kitap olabilir. Ancak gerek Şebinkarahisarın gerekse Alucranın Sivil Toplum Kuruluşlarının bu anlamda hiçbir katkısı yok, kaldı ki böyle bir düşünceleri de yok. Kendi imkânlarınızla ne yapabilirseniz o. Bizim Vakıf ve Derneklerimiz yazın yapacağı şenlikleri ve oralara yapacağı masrafı düşünüyorlar. Bu konuyu açtığınız için de ben size teşekkür ederim.diyerek bende sözlerimi bitirdim. Bu defa :

―İhsan Tekoğlu :Değerli kardeşim ve dostum, bu röportaj bir bakıma tarihçe gibi bir şey oldu. Biz gidince bizden sonra gelenler bu yazıları okur, fotoğrafları inceler, inşallah bizi hayırla yâd eder. Ben de size teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

(Bu röportaj bugüne kadar yaptığım söyleşilerden çok daha değişik ve örnek bir şekilde gerçekleşti. Yöre insanının kendi değerlerini öğrenip örnek almasına hizmet amacıyla yaptığım bu söyleşilerde ; bana çok sıcak ilgi gösteren tüm hemşehrilerime ve İhsan Tekoğlu Beye sonsuz teşekkürlerimi sunarım.)

Saygılarımla ― 12 Haziran 2014

Murat Dursun Tosun

(Süleymaniye Darüzziyâfe Osmanlı Mutfağındaİhsan Tekoğlunun verdiği ziyafetten bir görünüm.)

(Aksaray Kul Sofrasında Av.Ömer Lütfi Çelik'in verdiği ziyafetten bir görünüm)

(Çiftecevizler Cevahir Otel Toplantı Salonunda Doğan Yakupoğlu'nun verdiği ziyafetten bir görünüm)

(İhsan Tekoğlu Pirili Köyünde uygulayacağı Örnek Köy Projesini köylülere anlatıyor. Köylüler projeyi beğeniyor. Aralarındaki çekememezlik yüzünden projenin uygulanmasını baltalıyorlar 1994)

(İhsan Tekoğlu kendi köyünün Örnek Köy Projesi'nin protokolünü imzalayan merhum Dernek Başkanı Mehmet Çevirgen ile birlikte görülmektedir. Bu proje başta köy muhtarı Hacı Başyurt ve tüm köylüler tarafından da imzalanmış ve ne yazık ki mutlulukla imzalanan bu proje uygulanamamıştır)

(İhsan Tekoğlu kırk yıllık dava ve siyaset arkadaşlarını Daruzziyafe'de misafir ederek 40 yılın nostaljik anılarını yâd etmiştir)

(40 yıllık dostlara verilen yemekten bir görünüm ― 2010)

21 Tem 2015 - 07:16 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alucra Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alucra Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Alucra Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Alucra Haber değil haberi geçen ajanstır.