İstiklal Marşı'nın Kabulü

Tarihin her döneminde milletlerin ve devletlerin oluşumunda bağımsızlık vurgusu belirleyici unsur olmuştur. Bağımsızlığın tarih boyunca en temel göstergelerinin başında ise bayrak ve marş gelir.

Büyütmek için resme tıklayın

Tarihin her döneminde milletlerin ve devletlerin oluşumunda bağımsızlık vurgusu belirleyici unsur olmuştur. Bağımsızlığın tarih boyunca en temel göstergelerinin başında ise bayrak ve marş gelir.

İnsan topluluğunun birlik ve beraberliğinin, kimlik ve aitlik duygusunun ortaya çıkışı ve pekiştirilmesinde marşlar ve bayraklar önemli bir görev üstlenmiştir. Uluslarda milli benlik algısıyla birlikte ulusal bir kimlik duygusu gelişiminde de önemli görev almıştır. Bu süreçte bu sembollere de pek çok anlam yüklenmiştir. En başta da bu semboller bir ülkenin varlığı, bütünlüğü ve bağımsızlığının en önemli simgeleri olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı ve hemen ardından Türk İstiklal Savaşı’nda Anadolu’nun işgaline karşı milli bir direniş gösteren Türk milleti elinden gelen her türlü fedakarlığı yaparak Türk ordusunu sonuna kadar desteklemiştir. Bu süreçte cephe gerisindeki halka ve orduya milli heyecanı, milli azim ve imanı koruyup besleyecek bir marşa ihtiyaç duyulmuştur. Alınan kararların akabinde milli marş yazılması zarureti doğmuştur.

Bu dönemde gerek Mustafa Kemal gerekse Genel Kurmay Başkanı İsmet Paşa halkın ve askerlerin moralini, maneviyatını güçlendirecek bir millî marşın yazılması hususunu ifade etmiştir. Özellikle de yeni kurulacak devletin dış ilişkilerinde ve diplomatik görüşmelerinde millî marşın varlığının önemini vurgulamıştır. İrşat Heyeti ve Matbuat ve İstihbarat Müdüriyet-i Umumiyesi halkı ve orduyu bilgilendirmek, moral vermek maksadıyla gazete ve dergi basıp halka dağıtmaktadır. Heyetin ve Müdüriyetin yürüttüğü bu faaliyetlerin yanında, millî marş yazılması ve bestelenmesi de orduya ve halka manevi güç verecek bir unsur olarak değerlendirilmiştir

Türk İstiklâl Savaşı sırasında millî marş yazılması için Büyük Millet Meclisi’nce bir yarışma açılmasına karar verilmiştir. Açılan bu yarışma, “Şairlerimizin Nazar-ı Dikkatine” başlığı ile 25 Ekim 1920 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde şu şekilde ilan edilmiştir; “Milletimizin dâhili ve harici istiklâli uğrunda girişmiş olduğu mücadeleyi ifade ve terennüm için bir İstiklâl Marşı, Umur-u Maarif Vekâleti Celilesi’nce müsabakaya vaz edilmiştir. İşbu müsabaka, 23 Kanun-ı evvel sene 1336 tarihine kadar olup bir heyet-i edebiye tarafından gönderilen eserlerden intihap olunacak ve kabul edilen eserin güftesi için beş yüz lira mükâfat verilecektir. Ve yine la akal beş yüz lira tahsis edilecek olan beste için bilahare ayrıca bir müsabaka açılacaktır. Bütün müracaatlar Ankara’da Büyük Millet Meclisi Maarif Vekâletine yapılacaktır.” Millî Marş yazılması konusunu Maarif Vekâleti üstlenmiş ve Genelkurmay Başkanlığının desteği ile Türk şairleri arasında bir “Millî Marş Güftesi Yarışması” açılmasına, kazanan güftenin yine yarışma yolu ile bestelenmesine karar verilmiştir. Güfte ve besteyi kazananlara Muvazene-i Umumiye bütçesinden ayrı ayrı beşer yüz lira ödül verileceği bildirilmiştir.

Dönemin Millî Eğitim Bakanı Dr. Rıza Nur imzasıyla vilâyetlere gönderilmek üzere bir genelge hazırlanmıştır. Bu genelgede; “Türk devletinin ebediliğini, Anadolu millî mücadelesinin ruhunu, Türkün istiklâl aşkını dile getirecek bir millî marş güftesinin yarışmaya açıldığı, yarışma sonunda marşın besteleneceği, marş güftelerinin üç ay içinde 21 Aralık 1920 tarihine kadar Ankara’da Maarif Vekâletine gönderilmesi gerektiği, ayrıca yarışmaya katılacakların ad ve adreslerini kapalı bir zarfa yazarak güfteleri ile birlikte göndermeleri, yarışma sonunda kazanan güfteye 500 lira mükâfat verileceği“ bildirilmiştir.

Bu çalışmaların hemen ardından Büyük Millet Meclisinde güfteleri inceleyecek bir heyet kurulmuştur. Güfte yarışmasına toplam 724 şiir gönderilmiştir. Bu arada Dr. Rıza Nur Bey, Türk-Rus görüşmelerine delege seçildiği için Maarif Vekilliğinden ayrılmış, yerine Hamdullah Suphi Tanrıöver Maarif Vekili olmuştur. Gönderilen şiirlerden hiçbiri Türk milletinin istiklal uğruna verdiği mücadelenin büyüklüğünü, ruhunu, heyecanını yansıtabilecek güç ve değerde bulunmamıştır.

O yıllarda tanınmış bir şair ve Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif yarışmayı kazanacak kişiye verilecek olan 500 liralık ödül nedeniyle bu yarışmaya katılmamıştır. Çünkü ona göre, bir milletin istiklal marşı para ile yazılmaz, yazılamaz.

Akif’in sırf ödül olduğu için bu müsabakaya katılmadığını fark eden Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey, konuyla yakından ilgilenir. Hamdullah Suphi Bey, Akif ile bizzat görüşerek 500 liralık ödül almama şartıyla müsabakaya katılmaya ikna eder.

Mehmet Akif, Tacettin Dergahında, TBMM’nin sıralarında heyecanla beklenen şiiri, on gün içerisinde tamamlar ve Türk milletine hediye eder.

12 Mart 1921 tarihinde İstiklal Marşını seçmek için TBMM’de oylama yapılır. Mehmet Akif’in şiiri, alkışlar eşliğinde dört defa ayakta dinlenilerek kabul edilir.

Mehmet Akif, İstiklal Marşını “kahraman ordumuza” ithaf etmiştir. Ayrıca, “Bu şiir bana değil, milletime aittir.” diyerek İstiklal Marşı’nı “Safahat” adlı kitabına koymamıştır. Yine yarışma sonunda kendisine zorla verilen 500 lirayı da fakir çocuk ve kadınlara meslek öğretmek üzere kurulan “Darülmesai”ye bağışlamıştır. 

Görüldüğü gibi vatan ve millet sevgisi Türk milleti için tarihsel süreçte sönmez ve söndürülemez yüce bir değere dönüşmüştür. Bu konuda verilecek en güzel örnek hiç kuşkusuz Mehmet Akif’tir. İstiklal Marşı’mızın kabulünün 102. yılında Akif’in bize emaneti bu marşa sahip çıkmalıyız.

Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın….

Eyüphan PATKAVAK
Karadeniz Teknik Üniversitesi
Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğrencisi

12 Mar 2023 - 09:23 Giresun/ Alucra- Yaşam


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alucra Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alucra Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Alucra Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Alucra Haber değil haberi geçen ajanstır.

01

Halil İbrahim Süleyman - Kaleminize sağlık, güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 12 Mart 21:28