Kavramlar Karmaşası; İNSANLIK

 Sena ŞAHİN

Bütün bir insan olsun , yarım olan insan seni eksiltir. Evet bir Perşembe günü kahvemin yanına

sözcüklerimi aldım sizin ile buluşmaya geldim.

Şu bütünlük neydi? İnsanın çok insanı mı olmalı size göre yoksa birkaç tane dosta mı ihtiyaç duymalı? Şu hayat hepinize, hepimize birçok şey öğretiyor. Bana en çok öğrettiği ; çok insanı sev ama az insana güven. Zaten sevmek ile değer vermek arasındaki o ince çizgiydi güven. Arkadaşlık ; bir çayın buğusunda muhabbetin yarım kalan cümlelerini tamamlayan iki kişili karşılıklı olan davranış biçimiydi benim aklımda. Dostluk ; eş anlamlı gözükürken bütün bir arkadaşlığın tek bedende toplanmasıydı. Çok arkadaşınız olsun ama 5 parmağınızı geçmesin dostunuz. Güven konusuna geleceksek bu yılların en eskittiği oldu. İnanmak duygusu umut duygusunu tamamlayan en iyi unsurdu. Bir insanın asıl yaratılışı “inanmak” sözcüğünden gelirdi. Sonra asıl yaratılış amacını unutmaya başlardı. Sen senin her zerreni yaratana inanırken, onun diğer yarattıklarına neden ihanet edersin ? Şimdi bu kavramlar arasında bir aşk başlardı. İnsanın iletişimini oluşturan en büyük unsurlardı belki de. İnanmak, güven, arkadaş , dost , bütün. Şimdi olayı başa sararsak bir insan ile tanışmanız bir dakikanızı almayabilir lakin bir insanı tanımanız bir ömrünüzü alırken, tanıdığınızı düşündüğünüz bir insanın sizi yanıltması iki ömrünüzü alır. Birinci ömrünüz ona inanmanızdır ikinci ömrünüz ise kendinize inanmak. Şu hayatta kabul edelim hepiniz bir kereliğine kendiniz olmayı bırakmışssınızdır. Lakin en kabul görmeyen şey olduğundan farklı gözükmekti. Gerçi neyi aklımızda kabul görmesek hepsini yapan varlıklar değil miydik? Sorun burada başlamıştı. Biz insanlar ne şekilde nasıl davranacağımızı bilseydik “üzülmek “ fiili doğurmazdık. Biz neyi seçmiştik? Kafamıza ne eserse onu yapmayı. Geçenlerde bir olaya şahit oluyorum. Kız babasının elini sıkıca kavramış bırakmaya niyeti yok. Ellerinin arasında ki o bağ babasınınkine düğüm olmuş. Adı ”güven”. Karşıdan karşıya geçecekler, babası önünü kapatmak için ellerini hafif olsa çözecek oluyor dahada sarılıyor kız. O ara gözlerim gözlerine gidiyor aniden. Babasına güvendiği gözlerinden belli oluyor. O gözlerdeki ışıltı” inanmak” Arkalarından hafifçe yaklaşıyorum , konuştuklarını duymak için.

“Elif bugün sana kızdım”

“Niye baba “

“Eren senin elini tutacaktı karşıdan karşıya geçmek için neden tutmadın.”

“Ama baba seni gördüm, yetişmek için. Hem geçerdi zeynebin elinden tutup.”

“Bak işte şimdi sana bir örnek. Sen de koca kız oldun. Demin üzerini düzeltmek için elini bırakmaya kalktığımda daha sıkı kavradın. Oysa sende geçebilirdin. Hem bana nasıl güvendiysen erende sana güvenmişti belki. Sen onu düşünmeden hemen kendi isteklerini ön plana alıp onu orada bıraktın. Bak Elif insanları kendileri için sev. Ve sana elini uzatan hiçbir eli geri itme. Tutamazsan bile uzat. Güven kavramı sözlükte geçtiği gibi yaşanmaz hayatta. Unutma ve birdaha görmeyeyim anlaştık mı” demişti.

O an adımlarımın arasında nefesim ile kalmıştım. Keşke Elif ile Eren arasında ki gibi olsaydı. Bu kadar basit anlatırken bu kadar basit yaşasaydık. Oysa biz küçükken hiç yürek dokunulmamış ruhlarken bile hatalar yapabilirdik. İçimden büyüyünce nice ellere elini uzatacaksın sonra kaç gönüle gönül verip insanları kollarını açıp kocaman bir dağ ile sınırlandırmadığın kadar seveceksin. Sonra kimisi elini sıkıca kavrayacak kimisi tenezzül etmeyecek, kimisi sevgine ihanet edecek. Ama sen ya ilk günkü gibi kendileri için seveceksin onları ya da onlar gibi önceliklerin için küçük kız demiştim.

Hayat küçükken hatalarını yok saydığın , kimseyi kırmadığın bir dünyayken büyüdüğünde kırmayı bırak kırdığın gönüle dönüp selam vermeyecek kadar yeniden kurulmuş ikinci bir dünyadır. Şimdi hala vakit varken ; sözlükteki analamlarını yaşamayın kavramların. Yüreğinizin kapılarını tıklatın ve yoklayın. İnandırıp yıktığınız kim varsa tekrar güven kelimesini öğretin, kimi özlediyeseniz kavuşmak kavramını yaşayın , en önemlisi kendi içinizde ki o insanı yaşayın ki diğerlerini sevebilesiniz..

Ne kadar seviyorsun beni demişti babam.

Kollarımı açıp dağlar kadar demiştim.

Büyüdün demişti babam.

Büyümek; sevmek , özlemek, beklemek, gitmek mi ?.

O zaman büyüdüm baba çocukken.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sena ŞAHİN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alucra Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alucra Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Alucra Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Alucra Haber değil haberi geçen ajanstır.



Anket Alucra Belediye Başkanı Kim Olsun?
Tüm anketler