Cengiz Topel Kıbrısta Şehit Düştü!

mask

Cengiz Topel Kıbrısta Şehit Düştü! (8 Ağustos 1964)

Aslen Trabzonlu olan ancak İzmit'te dünyaya gelen Cengiz Topel, 8 Ağustos 1964 tarihinde Eskişehir'den Kıbrıs'a filo komutanı olarak gönderildi ve uçuş esnasında bir Yunan savaş gemisinden atılan ateş sonucu uçağı vuruldu.

Cengiz Topel, Rumların Türk halkına karşı işledikleri insanlık dışı eylemleri caydırmak için gönderilmişti. Uçuş esnasında uçak isabet alınca paraşütle atlamayı başarmış fakat esir alındığı Rumlar tarafından işkence ile şehit edildi.

İngiliz bir hemşire tarafından da fotoğraflanan bir belgeye göre Cengiz Topel, esir alındıktan sonra sol omzu ve sol gözü matkaplı oyulmuştur. Acımasızca işkence edilmiş ve son olarak da bilinci açıkken kalbi çıkarılarak şehit edilmiştir.

Aman Allahım artık bu manzaraya benim kalbim artık daha dayanmamakta. Bu haberleri okudukça bunalıyorum ve zalimlere karşı bir öfke kusmasına başlıyorum.

Ey Rabbim bütün zalimleri kahhâr ismi şerifin hürmetine kahhar eyle ya Rabbi! Kahhâr eyle ya Rabbi! Kahhâr eyle yâ Rabbî!

Konuya dönecek olursak; ısrarlı girişimler sonucu Cenaze 12 Ağustos 1964 tarihinde Rumlardan alınabildi ve 14 Ağustos 1964 tarihinde de İstanbul Edirnekapı'daki Sakızağacı Hava Şehitliği'nde toprağa verildi.

Cenazesi o güne kadar ender rastlanan bir cenaze törenine şahitlik etti. Topel'in ismi askeri üs, havaalanı, okul ve camilere verildi.

Şimdi bu olayın tarihçesi hakkında özetle de olsa şunları denilebilir:

Yunan Savaş Gemisinin harekât subayı Dimitrios Miçaços anılarında bu hususta şöyle demektedir.

""......bir uçak vurduk, pilotu paraşütle atladı. Ancak öteki yaralı halde Türkiye'ye dönmeyi başardı........""

Bu savaş gemisi ise Yunanistan'ın gizlice adaya gönderdiği " Faethon " isimli bir gemiydi.

Bu Yunan subayı kendilerine gizli bir görev emri verildiğini ifade ederek şöyle devam eder :

""........Ben Yunan filosunda yaver ve harekât subayıydım. Bir gün komutan beni çağırdı ve beni Kıbrıs'ta gizli bir göreve seçtiğini söyledi. Pire'den bayraksız ve ayırt edici işaret olmadan ayrıldık. Kıbrıs karasularına ulaşana kadar sinyal vermememiz emri vardı. Sanki korsanlar gibiydiydik........""

Yunan Subayının son ifadesi ne dehşet bir şey. Anlayacağınız karşımızda hiçbir zaman adam gibi adam bir devlet çıkmamış. İşte burda olduğu gibi karşımızda hep korsanlar, haydutlar ve yamyamlar vardı.

Devam edelim bakalım daha ne inciler beyan ediyor:

""........Üssümüz Girne'deydi. Gemikonağına ulaştığımızda yemek için karaya çıktık. Dışarı çıktığımda bir keşif uçağı gördüm. Bunu, savaş uçaklarının saldırısının takip edeceğini anladım. Gemiye döndüm......Yanlız bir mermim vardı. Diğer dördü mühimmat olarak yanlış verilmişti. Tek motorla süratle kaçmaya başladık. Saldırıdan kurtulmak için Amerikan bayrağı çekmiş yük gemileri gördüm.........""

Burada yine enteresan bir ifade var Amerikan bayrağı çekmiş yük gemileri. Şahsen ben bu ifadeyi de çok anlamlı buldum. Hele devam bakalım:

"".........Uçaklar bizi vurdu. Mürettebattan ölenler oldu. Ben de elimden yaralandım ancak yola devam etmeliydim. Mürettebata gemiyi terketmesini emrettim. O sırada bir uçak vurduk ve pilotu paraşütle atladı, ancak öteki yaralı halde Türkiye'ye dönmeyi başardı........""

Miçaços elindeki yaranın çok ciddi olduğunu ve bundan sonraki sürecin de nasıl devam ettiğini şöyle açıklıyordu :

""..........,Daha sonra Atina'ya götürüldüm. Orada, gazetecilerin bulmaması ve olayın ortaya çıkmaması için beni kullanılmayan bir hastaneye kapattılar. Ancak orada tıbbi bakım yoktu. Elim kangren oldu ve kestiler. Deniz'in içinde insanın ne kadar vahşi olduğunu öğrendim.......""

Bu itiraflara daha ne denilebilir ki ? 1964 yılından sonra ilk defa 2007'de Adaya gittiğini söyleyen subay en son olarak da şunları söylemektedir:

""......İlk zamanlar bazı nedenlerle Yunanistan'dan Kıbrıs'a dönmeme izin vermediler. Fethon ölüleri asla tanınmadı. Yunanistan'da hâlâ anlamadığım nedenlerle o kişilerin fedakarlığı asla tanınmadı. Acaba doğru bir şey yapmadık mı ? Acaba bunu yapmamalı mıydık diye soruyorum!........""

Evet Kardeşlerim!

Yunanlı subayın itiraflarından ben o kadar çok şey öğrendim ki bu vesileyle şehidimiz CENGİZ TOPEL'in cennetin en güzel köşelerinden birinde olduğuna can ı gönülden inandığım gibi ona ateş eden korsan ellerin de cehennemin en çetin köşelerinden birinde olduğuna da can ı gönülden inanmaktayım.

Bu hususta devlet büyüklerimize acizane bir de önerim olacak, hemen yanında oturduğum Sabiha Gökçen Havaalanın isminin İSTANBUL CENGİZ TOPEL HAVAALANI olarak değiştirilmesidir. Belki yüreğim bir nebze sükûnete erer.

Ey Cengiz Topeller!

Unutmayınız ki ebedi cennetler sizleri bekliyor. Ne mutlu Rabbine bu şekilde kavuşanlara! Ne mutlu hak, hakikat, vatan ve iman uğruna canını verenlere!

Bir sonraki makalemizde buluşmak üzere şimdilik ALLAH (C.C.)'a emanet olunuz!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Av.Mustafa TAŞBAŞI - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alucra Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alucra Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Alucra Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Alucra Haber değil haberi geçen ajanstır.