Vay Benim Türklülerim

Vay benim sevdalarım, vay benim hayallerim ve hayal aşklarım. Sevda neydi? Konuştukça, özledikçe, arzuladıkça ve en kötüsü yaşadıkça, canı acıtan o şey neydi? Şirin için dağlar delen, Ferhat'ın derdi neydi? Mecnun'u Mecnun eden ve çöllerde dolandıran neydi? Bir çok insanın, hayatlarının bir bölümünü "umutsuzluk" olarak yorumladıkları o olgu neydi acaba? O aşktı. Adı duyulunca akla ne geliyorsa, neyin sevdası geliyorsa artık...

Bir türkü dolanmış dilime, "Ne sen beni unut, ne de ben seni" diyor, ve ben gidiyorum ağır aksak. Türkülerde anlatmışız yalnızlığı, sevgiliye sitemi, sılaya özlemi. Çoluğu çocuğu, anayı babayı, kardeşi, dostu ve düşmanı hep türkülerde anlatmışız. Bazen bir başkaldırış olmuş türküler. Dadaloğlu ''Ölen ölür kalan sağlar bizimdir'' derken, kimisi yönetimden şikayet edip "Osmanlı da zalim paşa" diye haykırır türkülerde. Nefret olur, sevgi olur, özlem olur türküler. İlkbahar seli misali akar gider türküler.

Öyle acılar anlatılır ki türkülerde, tarifi yapılmaz başka bir şeyle. Ve aşk! Türkülerin vazgeçilmez konusu. Dinleyenler hep zanneder ki, ''bu türküleri söyleyenler ne kadar acı çekmiş.'' Ama en iyi malzeme sevdadır, aşktır. Her yorumcu, her sanatçı ve bestekar, sanki aşk ile ilgili bir türkü yazmasalar, yaptıkları işin hakkını vermiyormuş gibi zannederler. Ama son yıllarda değişen ve gelişen ülkemizde türküler bağrından hançerlendi. En çok çileyi türküler çekti. Bir ''ağıt'' bile "rock" tarzda söylenir oldu. Vay gidi türküler vay!

Eskiden türkülerde köylü kızlarının ''sürmeli gözleri'' anlatılırdı. Şimdiler de ''Loreal marka maskara'' kullanan, mini etekli şehir kızları türkülerde yerini aldı. Ayağı çarıklı Anadolu delikanlısı, ''Adidas, Nice giyer oldu'' türkülerde. Devir değişti, türküler de değişti doğal olarak.

Türkülerin eskisi gibi olmasını istiyor artık insanlar. Artık türkülerde ''Turnaları geri istiyor'' yurdum insanı. Bunun için özveri göstermeye başlayan sanatçı ve bestekarlarımız olmaya başladı bile. Özveriden sonra zaman gerekiyor. Bekleyeceğiz Leyla'yı Mecnun'u, Aslı'yı Kerem'i, Ferhat'ı Şirin'i... Eğer gerçekten türküler bize kırılmadıysa, geri gelir nostalji. Zaman, zaman, zaman... Belkiyoruz dört gözle.

''Zamanın birinde bütün duygular, okyanusta bir adada yaşıyormuş. Aşk, sevgi, ihtiras, zenginlik, fakirlik, kibir, gurur v.s... Herkes birbiri ile çok iyi anlaşıyor ve birbirini çok seviyormuş. Birgün adaya bir haber gelir. Söylentiye göre ada yakında sular altında kalacakmış. Herkes çok korkar. Ve o felaket günü kendilerini adadan kurtarmak için çalışmalara başlarlar. Herkes kendisini kurtaracak bir sandal yapımına başlar. Tüm ada halkında yoğun bir çalışma hakim olur. Ama birisi var ki, herkes çalışırken, o ağaç gölgesi senin, bu ağaç gölgesi benim, gününü gün eder eğlenir. Bu ''aşk''tan başkası değil tabii ki. Bu felaket haberi ''aşkın'' umrunda bile olmaz. Bir sabah ada halkı uyandığında, suların yükselmeye başladığını görürler. Hemen herkes yapmış olduğu sandala biner. ''Aşk'' ortada kalır tabi ki. Hemen koşarak ''kibir''in yanına gider.

Der ki:

-Kibir kerdeş beni sandalına alır mısın?

Kibir:

-Seni sandala almak isterim ama üzerin ıslak, sandalımı ıslatırsın der ve gider.

Aşk koşarak zenginliğin yanına gider ve ''Zenginlik beni sandala alır mısın?'' der.

Zenginlik:

-Seni sandala almam için bir kaç külçe altını suya atmam lazım. Altınlara kıyamam der ve gider.

Aşkı kimse sandalına almak istemez ve artık herkes gitmiştir. Aşk çaresiz ölümü beklerken, bir sandal yaklaşır. Yaşlı bir el Aşk'ı sandala alır. İleride bir adada bırakır ve gider.

Aşk geldiği adayı gezerken birine rastlar. Bu kişi ''bilgelik''tir. Başından geçenleri anlatır.

Bilgelik ona:

-Seni adadan kurtaran o yaşlı el ''zaman'' dı der.

Aşk:

-Peki nereden biliyorsun ''zaman'' olduğunu. Diye sorar. Bilgelik;

-Çünkü, yalnızca zaman anlayabilir aşkın büyüklüğünü ve yüceliğini" der.

Evet. Türkülerin ilacı da yukarıdaki hikayede olduğu gibi zaman bence. Türküler zamanla kurtulacak bu değişmişlikten. Yalnız ''O'' zamanları yaşayanlar bilir ve anlar türkülerin halinden. Geçmiş yılların heyecanı türkülerle geri gelecek.

Sevgilerimle,Türkü tadında bir hayat diliyorum.

Mahmut URKAÇ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut URKAÇ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alucra Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alucra Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Alucra Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Alucra Haber değil haberi geçen ajanstır.