Coğrafya Kader midir?

Dünyayı İnsanlık Geçiyor

“Uzun zamanlar geçiyor zamanın içinden. Kavuşmak daha da anlamlı şimdi.”

Çok uzun zaman oldu satırlardan çıkıp gelmeyeli. Koşuşturma kavramı , durgunluğun içindeki hareketlenme haliydi. Şimdi soluklanmaya geldim.

Coğrafya ; bir yeryüzü parçasını, bir bölgeyi, bir ülkeyi belirleyen, niteleyen fiziksel, ekonomik, biyolojik, insansal ve siyasal gerçekliklerin tümüydü sözlük anlamında. Bu kadar kolaydı söylemesi. Peki ya yaşaması?

Sahi dünyanın hangi mavisinde doğmak isterdiniz? Yeryüzünün hangi renginde ilk adımınızı atmak isterdiniz? Tercih haline sunulmamış ama ait olduğun coğrafyanın belirleyicileri arasında tercih yapabilme hakkına sahipti insan. Gördüğü geleneklerin kimi zaman tümünü, kimi zaman tümün içindeki “kendine ait parçayı” alırdı. Kimine göre kader,kimine göre seçilebilme şansıydı. Sana göre nedir ? diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Bana göre Coğrafya kaderin ötesinde bir zaman gibi. Kimimizin kaynakları yetmediği için birçok şeyden mahrum kaldığı, kimimizin gördüğü inanç esasında yaşadığı, kimimizin sokaklarda oyun oynarken koşacağına, sis bombasının içindeki griye kalmamak için koştuğu, kırmızıyı bir renk olarak bilmesi gerekirken, gövdesinden akan kan olarak tanıştığı, kaderin ötesinde bir zamandı. Bireylerin içinde bulunduğu coğrafyalar mı belirlerdi kaderi? Belki de .Coğrafya kader olsa bile ,şartları insanlık belirlemişti.

Herkes üstüne düşen insanlığı yapacaktı sadece. Şöyle diyor kitabın bir köşesinde ; İnsanlık öldü mü?

-Yok . dedi. Ölmedi, ölmedi ama başka şeyler oldu. Bir yerlerde sıkıştı herhalde ?

“Nerede kaldı acaba ?” dediği noktadaydık belki de .

Ortak bir göğün çocukları olsak ta, farklı mavilerdik. Bu sebepleydi coğrafyamızın bizi farklı büyütmesi. Farklı yerlere alıp başımızı gitsek bile , özümüz bir yerlerde takip ederdi ruhumuzu. Kimi zaman kaderimiz olan coğrafyayı söküp atmaya uğraşsak bile ,çoktan biz olmuştu. Ruhumuza işleyen motifleri özgün ve birbirimize geçirerek yaşayacaktık. Dilimiz, dinimiz hatta fikirlerimizi kabul ettirmek değil de, var olduğuna dair söylentimiz dolanacaktı sadece. Diğeri zorlamaya giren ve hümanistliğimizi yok eden bir durum olacaktı. Değerlerini bulduğun coğrafyalar bütünü olabilmendi mesele. Ve kader , önceden belirlenmiş durumların, sen tarafından sonradan yaşanmasıydı..

Ve tüm insanlık, kendi motiflerinden ördüğü dünyada yaşardı..

Oysa insan bulunmadığı coğrafyaların bile kaderinden sorumluydu.

Dünyayı insanlık geçiyor..

20.06.2021

Sena Şahin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sena ŞAHİN - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alucra Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alucra Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Alucra Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Alucra Haber değil haberi geçen ajanstır.