CEYHUN ATUF KANSU'NUN ALUCRA'SI(Edebiyatımızda Alucra-8)

Uzaktan bakılan ne varsa insan ömrüne ait hasret duygularını da beraberinde getiriyor daha çok. Yakınlarda olmanın dahası ulaşılabilir olmanın gerilimi, hangi yaşta olursanız olun gelip buluyor sizi. Bağrıma yapışan ait olmanın derin sızısını, bazen yurtsuzluğun içimde biriken rahatlatıcı hissine tercih ediyorum. Böylece ruhumu kuşatan karabasanlardan, ait olmanın getirdiği bayağı davranış kalıplarından ve köhne bir mülkiyet duygusunun eşliğinde hayata tutunma hırsından bir nebze olsun kurtulmuş hissediyorum kendimi. Çünkü bizi bir beldeye çivileyen sıla hasreti ve köklerimize ait hatıralar yumağının tesellisiyle oturup kalmayı istememiz; yolda olmamızı da engelliyor galiba. Hülasası kendimizi başka ırmakların aynasında tanımaya çalışmak gerçeği kavramamızı daha da kolaylaştırıyor.

Edebiyatımızda Alucra yazı dizisine başladığım ilk günlerde nereye geleceğimi de bilmiyordum aslında. Meramım sadece yokluklar ve çaresizlikler içinde sıkışıp kalmış bir yurt parçasının Anadoluya yayılan öyküsünü ve bu öyküyü oluşturan insanlarımıza ait özel çaba ve hatıraların derli toplu bir araya getirilmesine olan inancımı görünür kılmaktı. Bu yolculuğum süresince hep insana uğrayacağımı en baştan biliyordum. Gerek Alucralı olmanın getirdiği sızıyı yüreğinin bir köşesinde saklayanların öyküsüne ulaşmak, gerekse yolu bir şekilde Alucraya uğramış diğerlerinin yaşama kattığı derin iz ve bağları aynı sayfalarda buluşturmaktı dileğim. Bunu gerçekleştirirken hiçbir dünya görüşüne ayrımcılık yapmayacak ve siyasi kimliklerin oluşturduğu realiteyi de göz ardı etmemeye çalışacaktım. Tek bir izleğim olacaktı: Alucra!

Çam kokar yağları Alucranın.

Ceyhun Atuf Kansunun, yukarıda sözünü ettiğim bir şiir dizesinin olduğunu, ilkyazım çıktığında Ömer Yenici hatırlatmıştı bana. İlk başlarda bu dizenin bir şiirde değil de Kansunun bir deneme kitabında geçtiğini sanmış ve Balım Kız Dalım Oğul yazım ile de bu durumu güya kendimce- açıklamıştım. Ama yüreğimin bir yerinde ki Ömer Yenicinin haklı ısrarı aklıma düştükçe- hep bu dizenin akıbeti de vardı. 2014 yılının 26 Eylül günü İstanbula yaptığım bir seyahat esnasında sahaflara da uğramaya karar verdim. Amacım, Ceyhun Atuf Kansunun İş Bankası Kültür Yayınlarından 1978de çıkan iki ciltlik Toplu Şiirler kitabını bulmaktı. Şansım yaver gitti. Bir iki sahaftan sonra Galatasaray Lisesinin karşınındaki bir pasajda bulunan sahaflar çarsının bir dükkânında ulaştım o kitaba. Parasına pek bakmadan hemen satın aldım, zaten ellerinde bir takım kalmıştı.

Aynı gün akşamı, İstanbulda öğrenci olan kızım İlayda ve kardeşimin kızı Anıl Hilale veda ederek Ordu otobüsünün yolunu tuttum. Kendime de söz verdim ki, Orduya kadar iki ciltlik ve toplam 1046 sayfalık bu şiir külliyatını okuyacak ve Kansunun o dizelerini bulacaktım. Ceyhun Atuf Kansu Tüm Şiirleri-1 başlığı ile basılan birinci cilt kitapta Kansunun daha önce yayınlanan şu kitaplarının toplamı vardı: Bir Çocuğun Bahçesinden, Bağ Bozumu Sofrası, Çocuklar Gemisi, Yanık Hava, Haziran Defteri, Yurdumdan.

Ceyhun Atuf Kansu (1919-1978), sözün tam anlamı ile bir yurt şairi. Aydınlanma ülküsünün gönüllü bir neferi. Cumhuriyetin getirdiği yenilikleri yaşamı boyunca savunan bir tıp doktoru aynı zamanda 1919 doğumlu olması sanki kaderini de belirlemiş. Atatürkün arkadaşları ile birlikte Samsuna çıkmasından altı ay sonra İstanbulda açmış gözlerini dünyaya. Bir nevi ulusal kurtuluş savaşı fikrinin filizlendiği bir zaman dilime denk gelmiş doğuşu. İbn-i Haldun coğrafyan kaderindir demişti. Bu sözü genelleyebiliriz de. İsmin kaderindir, ideolojin kaderindir,ailen kaderindir, hatta doğduğun yıl kaderindir gibi. Kansu, cumhuriyet inancını pekiştirmek için doğmuştu adeta. Şiirini de bu idealle şekillendirdi. Döneminin en rağbet gören akımı Garip Şiirine karşı duyarsız kalması da bu manada görülebilir.

Yolculuğumun üçüncü saatine yaklaşıyordu ki, birinci cildin Yurdumdan bölüme gelebilmiştim. Sözü edilen bölümün, Kahramanlar kısmında Erzurum Kongresi başlığı ile nehir bir şiir var. 464. sayfadan başlayan şiir, XII küme halinde 475. sayfada bitiyor. Erzurum kongresine giden sürecin işlendiği şiirin XI kümesi (474. sayfa) şöyle:

XI. Çam kokar yağları Alucranın

Çıtırdar çalı ateşi yayılır rızkı bir ulusun,

Otlardan, yaylalardan sofralara.

Kurtlar büyürken ormanlarda,

Geceleri kar yağar çatılara,

Gümüşhane evlerinde.

Kızıl alev ocakların karşısında,

Güzeldir taşraların kış akşamları,

Anlatır en eski yiğitlik destanları.

Aslının ardına düşmüş Kerem gibi,

Düşer gönüller bir yüce aşk peşine.

Edebiyatımızda Alucra, başlı başına özel bir dosya olmaya doğru gidiyor. Edebiyatımızda başka bir ilçe için böyle bir çalışma yapılmış mı bilmiyorum. Ama yapıldığına dair bir bilgiye de şu ana kadar ulaşmış değilim. Belki de bir ilk olacak. Neyse sırada Ercan Kesalın, İhsan Tevfik' nin ve rastlayabileceğim diğer edebiyatçılarımızın Alucrası var.

Kaynakça:

Ceyhun Atuf Kansu Tüm Şiirleri-1,

İşbankası Kültür Yayınları, İstanbul-1978

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gökhan AKÇİÇEK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alucra Haber Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alucra Haber hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Alucra Haber editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Alucra Haber değil haberi geçen ajanstır.