Mahmut URKAÇ

Mahmut URKAÇ

Mail: mahmut@site.com

Alucra'da Bir ŞEHZADE

Nerden çıktı şimdi bu. “Şehzadenin ne işi var o ücrada canım” dedim bende ilk duyduğumda. Ama değil şehzade, ne padişahlar ne şehzadeler görmüş bu topraklar. Bu şaşırma, bilmediğimden kaynaklanıyor tabi ki. Çünkü tarihe hep “geçmişte olmuş bitmiş efsaneler” diye bakarız. Eğer sebepleri anlamaya çalışarak tarihten yararlanmaya ve ondan istifade etmeye çalışsaydık,  duyduğumuz olaylar karşısında daha az şaşırırdık.

Aslında tarihin tozlu sayfalarında rastladığım, yöremizin geçmişi ile bağlantılı olan hadiseleri veya olayları iki haftada bir de olsa, derleyip burada yayınlanması için devamlı yazmak istiyorum, ama yeterli zamanı da bulamıyorum.

Bundan önce yayınlanan “300 Karabörk’lü” isimli yazıda, Alucra adının nerden geldiği ile ilgili bir yorumu sizlerle paylaşmıştım. Yine aynı yazıda “Fatih Sultan Mehmed’in Alucra topraklarında bulunduğunu biliyoruz” notunu da paylaşmıştım. Evet, Yavuz Sultan Selim’den önce Alucra’ya gelen ilk Osmanlı Padişahı Fatih’tir. Belki hepimizin babalarımızdan dedelerimizden duyduğumuz bir efsane vardır. Fatih Sultan Mehmed Han Alucra’da askerlerine yemeleri için, “Aluç ara” diye talimat vermiş. Daha sonra ordu Alucra’yı terk ettikten sonra bu bölgenin ismi Alucra kalmıştır. Gerçekle alakalı olmadığı çok aşikârdır. Böyle bir olay ile bir ilçenin isim alamayacağını herkes bilir. Sadece uydurma bir efsanedir bu. Burada gerçek olan tek şey, Fatih’in Alucra’da bulunduğudur. Onun haricinde duyulan bilinen her şey uydurmadır.

Sultan Mehmet, 1453 yılında İstanbul’u fethettikten tam 20 yıl sonra, doğuda Osmanlıyı tehdit eden Akkoyunlu Devleti üzerine yürümek için 11 Nisan 1473 yılında İstanbul’dan yola çıkar. Şehzade Bayezid ise öncü kuvvet olarak Babası Fatih’in ordusundan önce kendi maiyetinde ki küçük bir ordu ile yola çıkar. Haziran 1473’te (Tam olarak hangi gün olduğu bilinmiyor.) Şehzade Bayezid ordusu ile Akkoyunlu Uzun Hasan’ın ordusunun öncü kuvveti diyebileceğimiz ordu ile karşılaştı. Bir tarafta Fatih’in şehzadesi Bayezid, diğer tarafta Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Han. Şebinkarahisar’da gerçekleşen muharebede Şehzade Bayezid’in başında bulunduğu Osmanlı ordusu yenilmiştir. Savaşın yapıldığı yer ile ilgili yazılı kaynaklarda sadece Şebinkarahisar ismi geçmektedir. Fakat muharebe alanının neresi olduğu ile ilgili iki rivayet vardır. Birincisi ve kuvvetli olan ihtimalle savaş bugünkü Aktepe Köyü’nün yaylası olan “Kara Hasan”da, diğer ihtimalle de Şebinkarahisar ilçesine bağlı Sipahi ve Alişar köylerinin arasında kalan bölgede geçmiştir. Osmanlı ordusu maglup olmuş, Akkoyunlu ordusu, Tokat’tan Torul’a kadar olan bölgede birçok tahribatlar ve katliamlar yaparak gözden kaybolmuştur. (Ama bugün bazı cenah, Türkmenlerden meydana gelen bu Akkoyunlu ordusunun, yine halkı Türkmen olan bazı köylerden dehşet saçarak geçmesinin adını ne koyar merak ederim.)

Şebinkarahisar’da Osmanlı ordusunun mağlubiyetinin akabinde 11 Nisanda yola çıkan Fatih Sultan Mehmet Han’ın başında bulunduğu Osmanlı ordusu bölgeye gelir. Bir Ay süren arayış ve kovalamacadan sonra Bayburt Erzincan arasında ki Otlukbeli denilen bölgede Osmanlı ve Akkoyunlu orduları karşılaşır. 11 Ağustos 1473’te Osmanlı’nı kesin zaferi ile neticelenen savaşta, Uzun Hasan muhabere alanından kaçar.

İşte Fatih’in Alucra’da bulunduğu dönem tam olarak bu tarihe denk gelmektedir. Yani 11 Ağustos’tan yaklaşık 1 ay önce Fatih Sultan ve ordusu Alucra’da bulunmuştur. Bu konu ile ilgili yazılı kaynaklarda olmayan, fakat sözlü olarak günümüze kadar ulaşan bir çok anlatı, gerçek dışıdır.

1481’de vefat eden Fatih’in yerine oğlu Bayezid tahta geçmiştir. 2.Bayezid’in doğu siyaseti her zaman eleştiri konusu olmuştur. Doğuda Akkoyunlu devleti ortadan kalktıktan sonra kurulan Safevi devletinin güçlenmesine ve Osmanlı tebaasını tehdit etmesine 2.Bayezid biraz seyirci kalmıştır diyebiliriz. Yalnızca 1510 yılında Osmanlının doğusunu tehdit eden, çetecilik ve eşkıyalık faaliyetleri gösteren gruplara karşı savaşmıştır. Şebinkarahisar’dan Torul’a kadar olan bölge, bu tarihte kesin olarak 2.Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bir nevi şehzadelik yıllarında Şebinkarahisar’da Akkoyunlulara mağlup olmanın diyetini, Torul’a kadar olan yerleri Osmanlı topraklarına katmakla Safevilerden almıştır diyebiliriz. Bayezid’ten sonra Yavuz ise buraların tam tescilini yapmış desek, yerinde ve isabetli olur. (Gerçi çok özgür oldu artık tarihçiler, Yavuz’a sövüp, Şah İsmail’i yüceltmek moda bugün.)

Baba, oğul ve torun… Tarihin tozlu sayfalarında tekrar buluşmak dileği ile Hoşçakalın…

Sevgilerimle...
20.06.2011
Mahmut URKAÇ

 

 

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar