Sena ŞAHİN

Sena ŞAHİN

Mail: senasahin126@hotmail.com

Oysa Yeşil Maviden Gelirdi; Hangi Ütopyanın Hakimisiniz?

Bütün oluşmamış her şey çoktan varolmuştu belki de.

Çok uzun zamandır değemediğim her yüreğe merhaba.

Son zamanlarda ki yaşadığımız durumlarla birlikte aslında hayatın ne kadarda kendimizi içinde tükettiğini farkına vardım.

Şimdi ki sorum içimizdeki birçok ruha; hangi dünyanın ütopyasına hakimsiniz?

Gördüklerimiz, tanıdıklarımız ve yaşadıklarımız hayattaki mottomuzu belirlememizde en önemli etkendi. Son zamanlarda ki mottom “hayat herkese aynı adilliği vermezdi ama aynı sevgiyi verirdi” Sevgi herkeste doğuştan vardı. Asıl mesele varlığını devam ettirebilmekti. Bütün şartlar önceden “kader” dediğimiz durumla belirlenmiş olsa da şartları sağlamak için oluşturduğumuz durumlar bize aitti. Bu yüzden harekete geçebilmek “cesaret” isterdi.

Farklı insanlardan oluşan,farklı bir dünya oluşturabilnmekti mesele. Fikirlerimizin oluşumundan ayrım yapmalıydık. Her fikiri bir insan oluştururdu. Bulunduğunuz ortamlar aslında birbirleri arasındaki farklılığı yansıtırken, kendi dünyanızdaki ütopyanın tamamını oluştururdu. Kimimiz hayatımızı idam ettirmek için çalışırken, kimimiz ruhumuzun dinginliğini sağlamak için eğleniriz. Hayat şartlarını iyi etmeye çalışanlarla, hayat şartlarının iyiliği nedeniyle hayatını yaşayanlar arasında sıkışıp kalırız. Gördüğümüz tablo sanki yeşilin içindeki maviyi aramak gibidir. Oysa ki yeşil, maviden gelendir. İçinde bulunduğumuz durumlara şükür etmekle birlikte,durumlar arasında ki eşitsizliği azaltmaya yönelik çalışmalıydık. Varlıkları, hiçliklere aktardığımızda tamamlanırdık. Siyasi, dini kimlikleri yüklenmeden ve sorgulamadan insani kimliklere bakılarak yapılmalıydı yardım. Evet, farkına büyük bir şekilde vardığım diğer bir şeydi “önyargı”. Severdik birinin ruhunu okumadan, dış görünüşüyle yazmayı. Kafamızda tasarladığımız bütün kalıpları karşıya yüklemek en kolayıydı hepimiz için. Bu bazen bizi hayal kırıklığına uğratırken ,bazen şaşırdığımız bir sevinç olurdu kafamızda ki kalıplara uyduğu için. Benim ön yargılarımda yaşadıkça kırılmaya başlamıştı. Kendi ütopyamı oluştururken girdiğim birçok ortamın ta kendisi öğretmişti.

En sevdiğim yanıydı ruhumun; ayırmadan ama farkına varılması gereken ruhları bularak yaşaması. Tüm kimlikleri aradan kaldırıp sadece öze inebilmeyi sevmiştim. İnsanlığın hepsi bunu yapsaydı belki de tartışmanın kelime anlamı doğru uygulanırdı. Birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunma.

Velhasıl, bu sefer gördüğüm ve yaşadığım şey farklı dünyaların insanları olduklarına inanan kişileri tek bir dünya da toplamaktı. Birbirleri arasında aktarım yapabilen insanlar haline gelmeyi başarmalıydık. Ekonomik, siyasi veya dini kimliğimiz ne olursa olsun tek bir “bir” den gelmiştik. Kavramlar arası yarattığımız boşlukları kavramlarla yeniden doldurmalıydık. Belki de hiçliğin içinde ki varlığı bulmalıydık.

Ne yerdeyim ne gökte.
Ben tek bir “bir” içindeyim.
Ne meczubum ne akıllı
Ben birçok ruhun içinde ki tekim.
Ne zenginim ne fakir
Ben olmamış her şeyin olmuş haliydim.
Ol der ve olur
Yaradın yarattığı bir kuldum ben.
Yaradanın yarattığı kullardandım ben..

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar